Güncel

Showing posts with label SGK. Show all posts
Showing posts with label SGK. Show all posts

Dedektif gibiler

Written By THA on Sunday, 1 July 2012 | 14:47

SGK denetleme memurları dedektif gibi iz sürüyor

SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK) denetleme memurları, Antalya'da, dedektif gibi iz sürerek ölen baba ya da annesinin maaşını alabilmek için boşandıktan sonra eşiyle aynı evi paylaşan 1065 çifti tespit etti. Çiftlerin ikamet ettiği mahallede muhtar ve komşuları ile görüşüp, eve sipariş gönderilen pizza, yemek ve alışveriş fişine kadar detaylı inceleme yapan 30 memur, kurumun yılda yaklaşık 1 milyon lira zarar etmesini önledi.

Antalya'da vefat eden baba ya da annesinin emekli maaşını alabilmek için eşinden anlaşmalı boşandığı belirlenen 1065 kişinin maaşı SGK tarafından kesildi. Sosyal Güvenlik İl Müdürü Selim Erol, 5510 sayılı kanunun 56'ncı maddesine göre, eşinden boşandığı halde, fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış gelir ve aylıklarının kesildiğini, bu kişilere ödenen paranın aynı kanunun 96'ncı maddesine göre geri alındığını hatırlattı. Erol, 1 Ekim 2008'den bu yana yapılan denetlemelerde Antalya'da eşinden boşanan, ancak aynı evde yaşamaya devam eden kişilerle ilgili toplam 1780 dosyanın incelendiğini açıkladı.

DEDEKTİF GİBİ İZ SÜREN 30 MEMUR
Sosyal Güvenlik İl Müdürü Erol, Antalya'da müdürlük bünyesindeki denetleme biriminde görevli 30 memurun anlaşmalı boşanma yaparak hak etmediği parayı alan çiftlerin belirlenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Eşinden anlaşarak boşanan ve aynı evde yaşamaya devam eden, diğer taraftan baba ya da annesinden hak sahibi maaşı alan kişilerin durumunu belirten yazıların, gerek ihbar ve şikayet, gerekse resmi kurumlar vasıtasıyla il müdürlüğü tarafından belirlendiğini belirten Erol, memurların araştırma yöntemi hakkında da bilgi verdi.

MAHALLELİ İLE GÖRÜŞÜP YEMEK SİPARİŞLERİ İNCELENİYOR
Araştırmalarda babasının vefatıyla boşanma tarihi arasında kısa süre bulunan başvuru sahibi kadınların öncelikli olarak 'şüpheli' sıfatıyla incelendiğini aktaran Erol, memurların, bu kişiler hakkında ikamet edilen mahallenin bakkalı, muhtarı, site yöneticisi ile görüştüğünü, ayrıca tapu ve ilgili kurumlardaki kayıtlarını incelediğini belirtti. Erol, şüpheli görülen başvurularda eve gönderilen yemek, pizza siparişleri ve alışveriş fişlerinin de incelendiğini dile getirdi. Erol, araştırmalarında aile mahremiyetine önem verdiklerinin altını çizdi.

YILDA 1 MİLYON LİRA ZARAR ÖNLENDİ
Denetimler sonucu kurumun yılda yaklaşık 1 milyon lira zarara uğramasının engellendiğini belirten Erol, ayrıca bu yola başvuran kişiler hakkında savcılığa suç duyurusunda da bulunulduğunu dile getirdi. Erol, şöyle konuştu:

"Anlaşmalı boşanmalar hakkında müdürlüğümüze ulaşan bilgiler neticesinde kurumumuz denetim elemanları tarafından durum tespiti yapılmaktadır. İlgili resmi makam kayıtları incelenmekte ve çevre soruşturması başlatılmakta, ayrıca ilgili adres, SGK kontrol memurları tarafından denetlenmektedir. Vatandaşlar bu yola başvurmamalı ve çevrelerinde böyle durumda olanları SGK'ya bildirmeli. Kişinin hak etmediği parayı devletten alması toplumun parasını çalması anlamına geliyor." (DHA)

SGK'dan ürkütücü kehanet!

Written By THA on Tuesday, 24 April 2012 | 18:13

Yaklaşık 30 yıl sonrası için karanlık tablo.

SGK Başkan Yardımcısı Mustafa Kuruca, yaklaşık 30 yıl sonra yaşlı nüfusun artmasına bağlı olarak sağlık giderleri ve emekli aylığı ödemesinin artacağını ve bu yükün Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sırtına bineceğini bildirerek, ''Biz bugünü kurtaralım, erken emekli olalım, daha fazla maaş alalım derken aslında geleceğe yönelik olarak çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğine ipotek koymuş oluyoruz'' dedi.

Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ANKESOB) tarafından Ankara'da faaliyet gösteren taksi, minibüs, halk otobüsü gibi araçlarda çalışan şoförlerin sosyal güvenlik haklarının anlatılması için bilgilendirme toplantısı düzenledi.

ANKESOB toplantı salonunda düzenlenen toplantının açılış konuşmasını yapan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkan Yardımcısı Mustafa Kuruca, sosyal güvenlik sisteminin çıkan yasalarla yeniden reforme edildiğini anlattı.

10 BAKANLIK BÜTÇESİNDEN BÜYÜK BÜTÇE
Türkiye'nin Sosyal Güvenlik Sisteminin bütçesinin 160 milyar lira civarında olduğunu ifade eden Kuruca, bu rakamın 10 bakanlık bütçesinden daha büyük bir bütçe olduğunu kaydetti.

Gelecekte sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğini dile getiren Kuruca, bu amaçla ülkenin sosyal güvenlik sisteminin sıkıntılarının aşılması gerektiğini söyledi.

Dünyadaki tüm ülkelerin sosyal güvenlik sistemlerinde açık olduğunu, bunun nedeninin sosyal güvenlik kurumlarının kar eden kurumlar olmadığını ifade eden Kuruca, ''Sosyal güvenlik sisteminin gelir gider dengesine bakıldığında, genel bütçeden sosyal güvenlik kurumuna yapılacak her transfer, düşük gelir gruplarına yapıldığı için gelir dağılımında düzeltici etkisi var'' dedi.

Türkiye'nin ''kara delik'' diye adlandırılan sosyal güvenlik sisteminin, genel bütçeden yapılan transferlere bakıldığında sıkıntılı gibi görünse de sürdürülebilir noktada olduğunu belirten Kuruca, ''Her geçen yıl özellikle son 20 yıl içinde yıldan yıla yükselen oranda genel bütçeden sosyal güvenlik kurumuna yardım yapılmış olması ve bu yardımların artarak devam edecek olması tehlike olarak karşımıza çıkıyor'' diye konuştu.

YAŞLI NÜFUS ARTACAK, SIRTIMIZDAKİ YÜK ÇOĞALACAK
Türkiye'nin nüfusunun genç olması nedeniyle 20-30 yıl sonra yaşlı nüfusun artacağını bildiren Kuruca, şunları kaydetti:

''Yaşlı nüfusun sağlık giderleri fazladır. Buna paralel olarak da ortalama yaşam süresi hızlı bir şekilde artıyor. Bu durum daha uzun süreli emekli aylığı ödemesini beraberinde getirecek. Bu yük Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sırtına iyice binecektir. Diğer taraftan nüfusun artış hızı düşüyor, arkadan genç nüfus gelmediği zaman ki bugün Avrupa'da genç nüfus az olduğu için okullar kapanıyor. Türkiye'yi de bekleyen tehlike bu olduğu için hem sosyal güvenlik sisteminin yeniden reforme edilmesi, buna yönelik politika üretilmesi ve sosyal güvenlik kurumundan beklentilerin buna göre oluşturulması gerekiyor.

Biz, bugünü kurtaralım, erken emekli olalım, daha fazla maaş alalım derken aslında geleceğe yönelik olarak çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğine ipotek koymuş oluyoruz. Bu ipoteği koymadan daha rasyonel, üreterek primlerimizi ödeyerek, olması gerektiği şekilde sosyal güvenlik sisteminin oluşturulması gerekiyor.''

"ÇALIŞANLARI SİGORTALI YAPALIM BAŞIMIZ AĞRIMASIN"
ANKESOB Başkanı Mehmet Yiğiner de esnafın kendilerine sürekli sordukları sorulara yanıt bulunması amacıyla bu toplantıyı düzenlediklerini belirterek, şoförlerden günde 10 gün çalışana yapılan sigorta priminin tutarının 183 lira olduğunu, bunun yatırılmasını istedi.

''Çalışanları sigortalı yapalım, başımız ağrımasın'' diyen Yiğiner, şoförün sigortalı olması durumunda tazminat ödenmesiyle ilgili soruyu SGK'ya sorduklarını ve ödenmeyeceğini öğrendiklerini aktardı. (AA)

SGK'dan 'ölümüne' tasarruf!

Written By THA on Sunday, 15 April 2012 | 14:08

Tasarruf tedbirleri uyarınca listeye alınan 2 "muadil" ilacın üretilip piyasaya çıkmadığı öğrenildi.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), tasarruf tedbirleri uyarınca, organ nakillerinde vücudun yeni organı reddetmesini engelleyen 'Prograf' adlı ilaç yerine daha ucuz olan 'Oligma' ve 'Panolimus' adlı eşdeğer iki ilacın kullanılmasını istedi ve bu ilaçları listeye aldı. Fakat her iki ilacın da henüz üretilip piyasaya sürülmediği ortaya çıktı. Eczaneye giden hastalar, yine 'Prograf' adlı ilacı alıyor fakat 74 lira fark ödemek zorunda kalıyor. Bazı hastalar ise fark ücretini ödeyemediği için hayati önem taşıyan ilacı alamıyor.

ACİL ÇÖZÜM GEREKİYOR
Yaklaşık 10 gün önce başlatılan eşdeğer ilaç uygulaması nedeniyle organ nakli hastalarının büyük mağduriyet yaşadıklarını belirten Antalya Eczacı Odası Başkanı Kerem Zabun şunları söyledi: "İlaç firmaları Sağlık Bakanlığı'na başvurup üretim izni alıyorlar. Daha sonra SGK'ya başvuruyorlar. SGK mevzuat uyarınca ucuz ilacı hemen listeye alıyor. Ancak bu ilacın üretimine başlanılıp başlanılmadığını ya da piyasaya sürülüp sürülmediğini denetleyecek bir mekanizması yok. Burada çok büyük bir mevzuat eksikliği var. Eczanelerin bilgisayar sistemine girildiğinde, ucuz olan ilaç otomatik olarak karşınıza çıkıyor. Dolayısıyla devlet sadece bu ilacın ücretini ödüyor. Biz eczaneye gelen vatandaşa, listedeki ucuz ilaç elimizde olmadığı için mecburen Prograf adlı ilacı veriyoruz ancak 74 liralık farkı vatandaştan almak zorundayız. Bu uygulama vatandaş ile eczacıyı karşı karşıya getirdi. Sorunun çözümü için SGK'ya başvurduk ve bekliyoruz" dedi.

AYDA 4 KUTU KULLANAN VAR
Devletin ucuz ilaç politikasının haklı olabileceğini belirten Zabun, "Fakat böyle önemli grup ilaçlarda bu uygulamayı doğru bulmuyoruz. Bu ilaçlar antibiyotik değil, hastalar açısından hayati öneme sahip ilaçlar. Bir kutu ilaç için 74 lira fark ücreti az değil. Üstelik ayda 4 kutu ilaç kullanan hastalar var. Ayda 300 lira organ nakli hastaları için büyük bir miktar. Sorunun çözülmesi için eşdeğer ilaçların bir an önce piyasaya sürülmesi ya da SGK listesinden çıkarılması gerekiyor" diye konuştu.

HASTALAR DERNEĞE BAŞVURUYOR
Akdeniz Böbrek Hastaları ve Organ Nakli Derneği Başkanı Mehmet Şahan ise, eşdeğer ilaç uygulaması nedeniyle çok sayıda hastanın mağdur olduğunu söyledi. Maddi durumu iyi olmayan birçok hastanın fark ücretini ödeyemediği için ilaç alamadığını anlatan Şahan, "İlaç alamayan hastalar bize başvuruyor. Dernekte ilaç bulabilirsek hastalara veriyoruz. Bu durum düzelmezse organ nakli olan hastalara büyük zarar verir. Güçlükle bulunan organlar bu kadar basit sorunlar nedeniyle kaybedilmemeli" dedi.

Öte yandan SGK tarafından eşdeğer ilaç olarak listeye alınan ?Oligma' ve ?Panolimus' adlı iki ilacın henüz kullanıma sunulmadığı, eczacıların tüm ilaçlar hakkında detaylı bilgi alabildikleri interaktif ilaç bilgi sisteminde de görülüyor.

DEPREMZEDE İLAÇSIZ KALDI
Eşdeğer ilaç uygulaması nedeniyle ilaç alamayan hastalardan birisi de 2 ay önce Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü'nde böbrek nakli olan 32 yaşındaki Dilşah Şengöl. Antalyalı bir hayırseverin böbreğiyle hayata tutunan Vanlı depremzede Şengöl, ayda 4 kutu Prograf kullanıyor. Fark ücretini ödeyemediği için ilacı alamayan Şengöl'ün sorunu kısa bir süreliğine Organ Nakli Derneği tarafından çözüldü, ancak bir hafta sonra aynı sıkıntıyı tekrar yaşayacak. (milliyet)

SGK'dan avuç içi tarama 1 Temmuz'da

Written By THA on Sunday, 1 April 2012 | 00:35

SGK, sağlık alanında yapılan usulsüzlükleri önlemek için 1 Temmuz'dan itibaren avuç içi damar izi tarama yöntemini kullanarak, sigortalı olmadığı halde başkasının üzerinden muayene olunmasını ve verilmeyen hizmetlerinin kuruma fatura edilmesini önleyecek.

SGK artık kağıt reçete dönemini de bitirecek ve reçeteler elektronik ortamda düzenlenecek. Hekim, tedavi ettiği kişiye reçeteyi MEDULA sistemi üzerinden yazacak. Elektronik reçete uygulaması sayesinde reçete üzerinden yapılan usulsüzlüklerin önemli ölçüde azalması bekleniyor. Eczanelerde MEDULA sistemi üzerinden reçeteyi görerek ilaç verecek. Bu uygulama sayesinde hastanede muayene olmayan kişiler adına reçete düzenlenmesi artık mümkün olmayacak. E-reçete uygulaması da 1 Temmuz'dan itibaren başlayacak. Sağlık karnesi ve vizite kağıdının kaldırılmasıyla TC kimlik numarası üzerinden sağlık hizmeti verilirken, bu uygulama da bazı suiistimallere neden oldu. Bazı sağlık kuruluşları, sağlık hizmeti verilmediği halde, verilmiş gibi göstererek usulsüzlük yaparken, SGK da bunun üzerine avuç içi damar izi tarama yöntemiyle kimlik doğrulaması yapacak.

MENFAAT İLİŞKİSİNE ÖNLEM
SUİİSTİMALLER şu şekilde: Acil olmadığı halde muayene katılım payından muaf olmak için sağlık kurumlarına başvuruluyor. İlaç katılım payından muaf olmak için usulsüz rapor düzenleniyor. Doktor-ilaç firması ve eczane arasında menfaat ilişkisi kurularak suni talep oluşturuluyor. Endikasyon olmadığı halde büyük ambalaj ve büyük dozajda ilaçlar reçeteye edilerek ilaç israfı oluşturuluyor. (aksam)

Günde 300 reçete yazan doktor var peşini bırakmayız

Written By THA on Saturday, 31 March 2012 | 00:17

Sağlıkta, Risk Odaklı Denetim Modeli çalışmaları başlıyor. SGK Başkanı Fatih Acar, sağlık alanındaki suistimallere dikkat çekerek, “Günlük 300 reçete yazan doktorlarımız var. Bunu bizim kurum olarak kabul etmemiz mümkün değil. Bu doktorla ilgili işlem yapmamız gerekir ve bu yapılacak” dedi.

SAĞLIK alanında yaşanan suistimallerin önlenebilmesi amacıyla 1 Nisan’da Risk Odaklı Denetim Modeli çalışmaları başlıyor. “Sağlık alanında son dönemde yaşanan gelişmeler ve risk odaklı denetim modeli” toplantısıyla konu hakkında bilgi veren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, bu alandaki suistimallere dikkat çekerek, denetimlerin başlayacağını ve suistimal tespit edilen hastanelerin kapatılabileceğini söyledi. Denetimlere birkaç gün içinde başlayacaklarını söyleyen Fatih Acar, “Günlük 300 reçete yazan doktorlarımız var. Bunu bizim kurum olarak kabul etmemiz mümkün değil. Bir doktorun 365 günün her günü 300 reçete yazdığını düşünürseniz, bu doktorla ilgili işlem gerekir” dedi.

861 hekim tespit edildi
Yaptıkları çalışma sonucunda günlük ortalama 60-300 arasında reçete yazan 861 hekim bulunduğu tespit ettiklerini söyleyen Fatih Acar, şu bilgileri verdi: “Bu 861 hekim arkadaşımız, 2011 yılı içerisinde hastalarımıza 13 milyon 582 bin 283 reçete yazmış. Yazılan bu 13 milyon 582 bin 283 reçetede hastalara 49 milyon 640 bin 342 kutu ilaç yazılmış, bu ilaçlar için SGK tarafından 635 milyon 345 bin 466 lira ödeme yapılmış. Ayrıca 26 yaşında tüp bebek tedavisi gören kadın hastaya bir yılda 49 reçetede 120 değişik ilaç reçete edilmiş. Estetik amaçla yapılan bazı ameliyatların hastaların sağlığıyla ilgili zorunlu hallerde SGK tarafından ödenebilmesi için Sağlık Kurulu raporu şartı bulunuyor. Fakat, bir ilimizde bir hastanede 2011’de 502 kişiye 604 bin 954 lira tutarında burun şekil bozukluğu ameliyatı yapımış.”

Acil hasta yüzde 90
“Acil hasta dışında hasta bakmayan bir hastane olabilir mi” diye soran Acar,incelemelerinde bu durumda olan birçok hastaneye rastladıklarını bildirdi. Ülke örnekleri incelendiğinde hastaların ortalama yüzde 15 ila yüzde 20’sinin hastanenin acil servislerine müracaat ettiğini anlatan Acar, şöyle konuştu: “Özel sağlık tesislerinden 259’unun yüzde 40 üzerinde acil oranlarla çalıştığı tespit edildi. 60 tanesinin yüzde 80 ile yüzde 90 arasında acil oranlarıyla çalıştığı belirlendi. 6 tanesinin ise yüzde 90 üzerinde acil oranına sahip olduğu görüldü. Yüzde 40 ve üzerinde yapılan acil başvuru bedellerine ait 48 milyon 219 bin 517 lira ödenmiştir.”

Göz yumana ceza var
Suistimal örneklerinin toplamdaki faturasının ne olduğu, Kuruma ne kadar fatura çıkarıldığının sorulması üzerine Acar şunları söyledi: “Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması gereken bir fiilse bulunulacak. Sadece doktor değil doktor-eczane-hastane üçgeni bu da tespit edilecek. Bu hastane bilinçli olarak bu işe göz yummuşsa, kapatılacak. Toplam reçete yazan hekimlerden bahsederken 60-300 arası reçete yazan toplam 861 doktor. 120 bin doktor içerisinde bu rakam tolere edilebilir bir rakamdır. 861 doktor da olsa bizim bunları incelememiz gerekiyor. Çürük elmaları hep birlikte ortadan kaldıracağız.”

En çok reçete yazan denetime alınacak

FATİH Acar, denetime alınacak hastane ve doktorları şöyle sıraladı:
En çok reçete yazan 100 doktor ve bu doktorların en çok yazdığı 10 ilaç, reçetelerin gittiği ilk 10 eczane. Tutar bakımından en çok reçete yazan ilk 10 doktor ve ilk 10 ilaç.
Tutar bakımından en çok reçete yazan ilk 10 doktor ve bu reçetelerinin gittiği ilk 10 eczane.
İl içinde tutar bakımından en çok reçete edilen 50 ilaç bunları en çok yazan 10 doktor.
Ayakta muayeneyle en çok tetkik ve tahlil işlemi yapan ilk 100 hastane. En çok tetkik ve tahlil işlemi yapan ilk 100 hastanede en çok işlem gönderilen ilk 10 branş.
En çok takip alan ilk 100 doktorun en çok yaptığı ilk 50 işlem, en çok acil takibi alan ilk 100 hastane.

Hangi hastane ne kadar ilave ücret alacak?

Written By THA on Tuesday, 27 March 2012 | 13:16

Hangi özel hastanenin ne kadar ilave ücret alabileceği belirlendi.

SGK yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Bakanlar Kurulu kararıyla özel hastanelerin vatandaşlardan alabileceği ilave ücret oranının yüzde 70'ten yüzde 90'a çıkarılması üzerine, "Özel Hastanelerin Puanlandırılması ve İlave Ücret Alınması Hakkında Yönerge"de değişiklik yapıldı.

SGK ile sözleşmeli özel hastanelerin alabilecekleri ilave ücret tavan oranları Yönerge doğrultusunda oluşturulan Komisyonca güncellendi.

Buna göre, 244 hastane yüzde 90, 138 hastane yüzde 75, 50 hastane yüzde 60, 25 hastane yüzde 45, 3 hastane yüzde 30'a kadar ilave ücret alabilecek.

Kısmi branş sözleşmesi bulunan 23 hastanenin de 2012 yılı ilave ücret tavan oranı yüzde 30 olarak uygulanacak. Yönerge kapsamında yer almayan Vakıf üniversite hastaneleri için de 2012 yılı ilave ücret tavan oranı yüzde 90 olacak.

Hastanelerde, yoğun bakım hizmetleri, yanık tedavisi, kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri), yenidoğana verilen sağlık hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakilleri, doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri, diyaliz tedavileri, kardiyovasküler cerrahi işlemlerinden ilave ücret alınmayacak.

İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan, Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan, Harp malullüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alan kişiler ve bakmakla yükümlüleri, resmi sağlık kurum ve kuruluşları tarafından sevk edilmeleri koşuluyla, otelcilik hizmetleri hariç olmak üzere ilave ücret ödemeyecek.

Değerlendirme 1000 puan üzerinden

Özel hastaneler, çeşitli kriterlerden aldığı puanların toplanması sonucu toplam 1000 puan üzerinden değerlendirmeye tabi tutuluyor. Hastanenin her bir faktörden aldığı puanların toplamı ile esas puanı hesaplanıyor.

Bu kapsamda, hizmet kalite standartları 250 puan, hastane hizmet dilim endeksi 550 puan, kapasite 100 puan, çalışan hakları ve hukuki sorumluluklar 100 puan üzerinden değerlendiriliyor.

Buna göre, 0-200 puan arası hastaneler yüzde 30, 201-300 puan arası hastaneler yüzde 45, 301-400 puan arası hastaneler yüzde 60, 401-600 puan arası hastaneler yüzde 75, 601-1000 puan arası hastaneler yüzde 90'a kadar oranlarda ilave ücret alabiliyor.

Belirlenen oranlardan daha fazla oranda ilave ücret alındığının tespit edilmesi halinde, hastanelerle ilgili protokol ve sözleşme hükümleri gereğince işlem yapılacak.

‎Gelir testi yaptıranlar 'Prim ödeyecek misiniz' öğrenebilirsiniz

Written By THA on Thursday, 22 March 2012 | 15:12

SGK Başkanı Fatih Acar, "Gelir testi yaptıranlar, TC kimlik numarası ve kimlik bilgilerini girerek https://esgm.sgk.gov.tr/Esgm/ adresinden genel sağlık sigortası tescil bilgilerine ulaşabilecek. Böylece, vatandaşlar prim ödeme yükümlüsü olup olmadıklarını anında öğrenebilecek" dedi.

Acar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 12.maddesinde öngörülen geçiş süresinin 1 Ocak'ta sona erdiğini ve bu tarih itibarıyla herhangi bir sosyal güvencesi olmayanların 5510 sayılı kanunun 60. maddesinin birinci fıkrasının g bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olarak tescil edildiğini belirtti.

Bu kapsamda genel sağlık sigortalısı sayılan kişilere SGK'nın PTT ile yaptığı protokol çerçevesinde gelir testine müracaat etmeleri hususunda tebligat gönderildiğini anlatan Acar, şunları söyledi:

"Gelir testi yaptıranlar, TC kimlik numarası ve kimlik bilgilerini girerek https://esgm.sgk.gov.tr/Esgm/ adresinden genel sağlık sigortası tescil bilgilerine ulaşabilecek. Gelir testine müracaat etmeyenler ise genel sağlık sigortalısı olarak SGK'ya resen tescil edildiklerine dair durumlarını internetten öğrenebilecekler. Vatandaşlar, belirtilen internet adresine girdiğinde ekrana gelen 'GSS tescil sorgulama' menüsünde genel sağlık sigortası tescil bilgileri görüntüleyebilecek. Böylece, vatandaşlar prim ödeme yükümlüsü olup olmadıklarını anında öğrenebilecek."

6 milyon 40 bin 676 kişi gelir testi yaptırdı

SGK Başkanı Acar, bugüne kadar 6 milyon 40 bin 676 kişinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvurarak gelir testi yaptırdığını söyledi.

Acar, şöyle devam etti:
"Yapılan gelir testi sonucuna göre, geliri asgari ücretin üçte birinden az olduğu belirlenen 4 milyon 37 bin 430 kişinin primleri devlet tarafından ödenecek.

Geliri, asgari ücretin üçte biri ile asgari ücret arasında olan yaklaşık 1 milyon 789 bin 742 kişi 35,46 lira, geliri asgari ücret ile asgari ücretin iki katı arasında olan yaklaşık 218 bin 274 kişi 106,38 lira ve geliri asgari ücretin iki katından daha fazla olan yaklaşık 46 bin 356 kişi de 212,76 lira prim ödeyecek." (aa)

SGK devreye girdi, yatılı öğrenci ilaç şoku yaşadı

Written By THA on Wednesday, 21 March 2012 | 03:03

Sağlık yardımları öğrenim gördükleri okullarca karşılanan polis koleji, askeri liseler ve Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında parasız yatılı veya burslu okuyan çocukların sağlık, ilaç ve tedavi hizmetleri Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) devredildi.

Ancak devir günü itibariyle hastanede tedavi gördükten sonra eczaneden ilaç almak isteyen çocuklar provizyonda görünen muayene ve ilaç katılım bedellerini ödemeye başladı.

SGK’ya başvuru yapıldı
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, sendika olarak 1 Ocak’tan bu yana öğrencilerin ve eczacıların mağduriyetlerinin giderilmesi için SGK’ya yazılı müracaatlarda bulunmalarına rağmen yanıt alamadıklarını belirterek, şunları söyledi: “Parasız sağlık hizmeti sadece lafta kaldı. Bu konuda bir mağduriyeti de polis koleji, askeri liseler ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı yatılı okuyan öğrencilerimiz yaşıyor. 1 Ocak tarihine kadar bu öğrencilerimiz ilaç katılım payı, muayene katılım payı ödemeden ilaçlarını alıp tedavi olabiliyorlardı. Ama SGK’ya devir olunca, yatılı öğrencilerin nereden para bulacağını düşünemeyen SGK, yatılı öğrencileri, muayene ve ilaç katılım payı ücreti ödemek zorunda bıraktı. 10 yaşında çocuk hastalanacak, eczaneye gelince katılım payını nasıl ödeyecek?”

SGK: Yasa böyle

SGK yetkilileri, 1 Ocak itibariyle tüm yurttaşların aynı şekilde ilaç ve muayene katılım payı ödeyeceklerini belirterek, “Polis koleji, askeri liseler ve Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında parasız yatılı veya burslu okuyan çocukların eskiden olduğu gibi katılım payı ödememeleri için yeni bir kanuni düzenleme yapılması gerekiyor. Ancak bu düzenleme herkes için adil bir düzenlemedir” dedi. (Hürriyet)

SGK'da promosyon skandalı

Written By THA on Tuesday, 20 March 2012 | 23:00

SGK'da promosyon skandalı.

Çalışanların maaşı için bir banka ile anlaşan SGK, promosyon parasını personele dağıtmadı.

Veli Toprak - Sözcü / SGK, personelin maaşını yatırdığı bankadan 4 milyon lira promosyon aldı. Bunun 1 milyonunu kendine harcadı.

SGK yönetiminin çalışanların banka promosyonlarını harcadığı ortaya çıktı. Kurum personelinin maaşları için bir banka ile anlaşan SGK yönetimi, promosyon parası olarak alınan 1 milyonu personele dağıtmadı. Bir avuç yönetici personelden gizlenen para ile özel harcamalar yaptı. SGK'daki skandal, faturalarla da belgelendi. İşte o yolsuzluk:

3 yıllık anlaşma yapıldı

SGK; Vakıfbank'la bir anlaşma yaparak çalışan personele maaşlarının bu banka aracılığıyla ödenmesini kararlaştırdı. 2007 - 2010 arasında 3 yıl boyunca maaş ödemesi anlaşması yapıldı. Bu durum 2007'de SGK Başkanvekili Birol Aydemir tarafından personele yazı ile duyuruldu.

Çalışanlara verilecekti...

Yazıda, "3 milyon 228 bin TL kalan süreler dikkate alınarak devredilen, kurumların personeline eşit olarak dağıtılması uygundur" denildi. Buna göre Bağ-Kur personeline 1 milyon 131 bin, SSK personeline 957 bin ve Emekli Sandığı çalışanlarına da 1 milyon 139 bin TL promosyon parası verilmesi kararlaştırıldı.

Bir de araç tahsis edildi

SGK çalışanlarına 3.2 milyon olarak duyurulan promosyon parasının aslında 4.2 milyon olduğu sonradan ortaya çıktı. Banka, bu para dışında ayrıca 3 adet Passat ve 4 adet Ford Focus olmak üzere 7 tane de araç tahsis etti.

Bakan 'dağıttık' dedi

MHP'li İsmet Büyükataman, 2009 yılında dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'e "Promosyon parasının yüzde 30'unun ödenmediği doğru mu?" diye sordu. Bakandan verilen cevapta "Bankaca taahhüt edilen promosyonların tamamı kurumun merkezde çalışan personeline ödendi" denildi.

1 milyon TL ne oldu?

SGK'da yapılan incelemede, maaş promosyonu karşılığı yapılan anlaşma nedeniyle 4.2 milyon alındığı ancak 3,2 milyonun personele verildiği belirlendi. Bu durumda yaklaşık 1 milyon lira personele dağıtılması gerekirken bazı yöneticilerin özel harcaması için kullanıldı.


Çalışanın promosyon parası böyle harcandı

SGK'da kayıp bir milyonla yapılan harcamalar bu kadarına da pes doğrusu dedirtiyor. İşte görenleri şaşkına uğratan o harcamalar:

Bıçak bileme parası: 28 Aralık 2007'de 11 adet bıçak bilendi.110 TL bıçak bileme parası olarak özel hesaptan ödendi.

Gramafon alındı: 28 Aralık 2007'de1 adet gramafon alındı. KDV dahil 944 TL ödendi.

954 kilo muz: SGK yöneticilerine 8 Şubat 2008'de 954 kilo muz alındı. 266 TL yöneticilerin muz parasına gitti.

Oyuncak bebek: 27 Nisan 2007'de ünlü bir oyuncak firmasından tombul dozer, kutulu bebek, tombul satranç, küçük itfaiyeden oluşan oyuncaklar alındı. 255 TL ödendi. 23 Nisan günü ise alınan oyuncaklara bin 752 lira verildi.

Kol saati: 24 Temmuz 2007'de 122 adet kol saati alındı. Tanesi 93 TL'den alınan Casio kol saatlerine 13 bin 419 TL ödendi.

Damacana su: 6 Haziran 2008'de 33 TL'lik su alındı.Bir yöneticinin damacana suyunun parası da bu hesaptan karşılandı.

Trafik cezası: Bankadan 7 adet sıfır araba alan kurum yöneticileri, arabaların, bakım, benzin, lastik giderlerini de promosyon parasıyla karşıladılar. 21 Ocak 2008'de yatırılan 39 TL'lik trafik cezası da bu hesaptaki parayla yatırıldı.

Yediler, içtiler, gezdiler: Harcamalarda en fazla faturaları yemek paraları oluşturuyor. Balgat başta olmak üzere Ankara'nın değişik lokantalarından alınan yemek faturaları dikkat çekiyor. 300-400 TL'lik yemek bedelleri de yine aynı hesaptan ödendi. (Kaynak: gercekgundem.com)

Vatandaşın cebinden 670 milyon lira çekilecek!

Written By THA on Sunday, 18 March 2012 | 19:19

SGK, 599 milyon liralık tasarruf paketini uygulamaya soktu.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yılbaşında uygulamaya koyduğu vatandaştan katılım payı alınması uygulamasından 670 milyon lira gelir elde edecek. SGK, 599 milyon liralık tasarruf paketini de uygulamaya soktu.

ANKARA - Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) artan sağlık harcamalarını kısmak için uygulamaya koyduğu, reçeteden ve acil müracaatlardan ek katılım payı alınmasına yönelik uygulamayla vatandaşın cebinden 670 milyon lira çıkacak. SGK’nın yaptığı hesaplamalara göre vatandaşlar, sağlık harcamaları için bu yıl ceplerinden ilave katkı payı için 670 milyon TL ödeyecek. Böylece reçeteler, aile hekimleri ve acil müracaatlarda ödenecek tutarlarla vatandaşların cebinden ilave 670 milyon lira çıkacak.

Acilden 200 milyon TL

Yeni uygulamayla vatandaştan reçete başına 3 TL yerine, 3 liraya ek olarak üçüncü kutudan sonraki her kutu ilaç için ilave 1 lira katkı payı alınması, ayrıca aile hekiminin yazdığı reçetelerden de 3 lira artı 1 lira katılım payı alınması sağlandı. Ayrıca, daha önce acil müracaatlarda katkı payı alınmazken, yeni uygulamayla acil şikayetiyle hastanelere başvuran vatandaşların durumlarının acil olmadığı tespit edilirse hastalardan katkı payı alınacak. SGK sadece buradan 200 milyon TL’lik gelir bekliyor.

SGK’nın Sağlık Uygulama Tebliği’nde son yaptığı değişiklik 8 Mart’ta yürürlüğe girdi. Bu değişiklikle reçete başına yeni ücretler getirildi. Bu düzenlemeye göre, vatandaşlardan daha önce ücret alınmayan aile hekimi muayenelerinden 3 TL katkı payı alınmaya başlandı. Reçetenin nereden yazıldığına bakılmaksızın 3 kutu ilaç için 3 TL, 3 kutudan fazla her ilaç için de 1 TL ilave ücret alınıyor. Ayrıca vatandaşın 10 gün içinde aynı branşta, farklı hastaneye gidip muayene olması halinde ilave olarak 5 lira daha ödemesi gerekiyor.

474 milyon liralık tasarruf önlemleri de uygulamada

SGK, giderlerini azaltmak amacıyla aldığı önlemler kapsamında bir dizi tasarruf önlemi de aldı. Buna göre ilaçta eşdeğer bandın yüzde 15’ten yüzde 10’a indirilmesi uygulamasından 125 milyon lira tasarruf edileceği hesaplandı. Ayrıca SGK, vatandaşların Genel Sağlık Sigortası’nın aktivasyonu için il ve ilçelerdeki sosyal güvenlik merkezlerine gitme zorunluluğunu kaldırarak, vatandaşların kuruma giderek işlem yapmaları yükünü ortadan kaldırdı. Böylece vatandaşlar, SGK’nın internet sitesinden TC kimlik nosu ile girerek, sağlık hizmetlerinin ‘aktivasyonunu’ yapılabilecekler. Vatandaşlar yeni doğan çocuklarının sağlık aktivasyonunu da internetten yapabilecek. SGK, buradan da toplamda 474 milyon TL tasarruf bekliyor. (gazetevatan)

Acile gidenler bu uygulamaya dikkat!

Written By THA on Wednesday, 14 March 2012 | 00:46

Acile giden hastaya ‘acil değilim’ taahhütnamesi.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) geçtiğimiz günlerde yaptığı düzenleme, hükümetin “herkese ücretsiz acil servis” iddiasında delik açtı. Tebliğ ile özel hastanelerin acil servislerinde tedavi görürken “acil hali” sona erdiği düşünülen hastalara taahhütname imzalatılacak ve sonraki masraflar kendisinden alınacak.

Alınan bilgiye göre, SGK’nın geçtiğimiz günlerde yayımladığı Sağlık Uygulama Tebliği (SUT), vakıf üniversiteleri ile özel hastanelerin acil servislerine başvuranlardan para alınmasının önünü açtı. SGK, bu kez de özel sağlık kuruluşlarına acil olarak başvurulsa bile bu halin ortadan kalktığına karar verilen hallerde ücret alınmasına izin verdi. Buna göre, vakıf üniversiteleri ile özel hastanelerin acil servislerine başvuranların acil hallerinin sona erdiğinin düşünülmesi halinde, hastaya taahhütname imzalatılacak. Taahhütnamede şu ifade yer alacak:

“Acil hal nedeniyle başvurduğum kurumda yapılan tedavim sonrası acil halimin sona erdiği ve bundan sonra sunulacak sağlık hizmetleri için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre ilave ücret ödemeyi ve ödediğim ilave ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan talep etmeyeceğimi kabul ve taahhüt ediyorum.”

Önüne fatura konulacak
Taahhütname için hasta yerine hasta yakınından da imza alınabilecek. Mevcut mevzuatlarda göre SGK, ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlar, tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlar dışındaki hastaları acil kabul etmiyor.

Yapılan düzenleme ile baygın durumdaki yahut acı içindeki vatandaşın durumunun acil olup olmadığına karar vermesi ve önüne konan belgeyi imzalaması istenecek. Belgenin imzalanması halinde özel hastanelerde oldukça yüksek miktarlara ulaşabilen tahlil ve muayene ücretlerinden doğan faturalarla karşı karşıya kalınabilecek. (Milliyet)

Banka ve Kredi haberleri

Daha fazla haber