Güncel

Showing posts with label Kemoterapi. Show all posts
Showing posts with label Kemoterapi. Show all posts

Kanser değil, gereksiz kemoterapi öldürüyor!

Written By THA on Monday, 29 April 2013 | 16:08

Mine ŞenocaklıBitkisel ilaçla tedavi uzmanı Dr. Ümit Aktaş’tan çok tartışılacak bir iddia:

Kanser çağımızın vebası. Ama bana göre kanserden daha büyük bir problem var; kanser hastalarına uygulanan kemoterapi tedavileri. Pek çok insan bu yüzden ölüyor!

Söyleşiden çıktığımda tek bir soru vardı kafamda, “Ben bu meseleyi yazıya nasıl dökeceğim? İnsanları paniğe sürüklemeden nasıl anlatacağım?” Söyleşiyi yaptığım doktor, Türkiye’de fitoterapi, yani bitkisel ilaç tedavisi üzerine uzmanlaşmış altı doktordan biri; Dr. Ümit Aktaş... Çok kısa süre önce ‘İlaçsız Yaşam’ adlı kitabı çıktı ve ben de o kitabı okudum. Kitabın sonunda bir hastanın sorusuna verdiği yanıt bu söyleşiyi yapmamın temel sebebi oldu. Soruyu soran hastaya pankreas kanseri teşhisi konmuş, tedavi önerisi ise ameliyat, ardından da kemoterapi... Hasta ameliyattan değil ama kemoterapiden korkuyor ve soruyor; “Kanseri yenmenin başka bir yolu yok mu?”

Aktaş’ın verdiği yanıt pek çoğunuza iddialı gelecek, aynen şöyle: “Size kanser teşhisi konulması, kanser hastası olduğunuz anlamına gelmez. Beklemek ve izlemek gerekir. Kaldı ki pankreas kanseri olsanız bile bitkisel ilaçlarla tedavisi mümkün, ameliyata da, kemoterapiye de gerek yok.”

Boşuna mı acı çekiliyor?

Bu beni hem şaşırttı hem umutlandırdı ama bir o kadar da şüpheye düşürdü. Onca insan boşuna mı acı çekiyordu? Bu kadar doktor yanlış tedavi mi uyguluyordu? Mutlaka yanıtlarını öğrenmem gerekiyordu, zira ben de eriyen pek çok insan görmüştüm kemoterapi tedavisi sürecinde!..

Dr. Ümit Aktaş söyleşiyi hemen kabul etti, zira bir misyon gibi görüyordu gereksiz kemoterapi tedavisini engellemeyi... Aklıma gelen tüm soruları sordum ve tatmin edici yanıtlar aldım. Söyleşiye geçmeden yine de altını çizeyim; bu demek değil ki her kemoterapi tedavisi sadece boşuna acı çekmektir, pek çok kanser vakasında kemoterapi dışında bir çözüm olmayabiliyor. Bunu sorularıma cevap verirken Dr. Ümit Aktaş da vurguladı... Dolayısıyla teşhis konduktan sonra bir başka doktora danışmakta büyük fayda var. Zira bazen kanser değil, ama kemoterapi öldürebiliyor!

Bağışıklık sistemi çöküyor

- Hocam çok tartışılacak bir iddiada bulunuyorsunuz kitabınızda... Pankreasında 2 cm’lik bir tümör olduğunu öğrenen ve doktorların hemen ameliyat, sonrasında da kemoterapi önerdiği 58 yaşındaki hastaya, bunlara gerek olmadığını, kanserin de bitkisel ilaçlarla tedavisinin mümkün olabildiğini söylüyorsunuz...

Doğru, kanserin bitkisel ilaçlarla tedavi edilebileceğini iddia ediyorum... Kanser çağımızın vebası. Ama bana göre kanserden daha büyük bir problem var; kanser hastalarına uygulanan tedaviler. Hastayı kanser değil, gereksiz kemoterapi öldürüyor!

- Nasıl?

Kemoterapi ‘Sitotoksik’, yani hücre öldürücü bir tedavidir. Kanserli hücreleri toksik etki yaparak, yani zehirleyerek yok ediyor. Ama kemoterapi sadece kanserli hücreleri öldürmüyor. Kanserli hücrelerin yanında sağlıklı hücreleri de öldürüyor. Sıkıntı da burada zaten. Bu yüzden bağışıklık sisteminizi çökertiyor, kilo kaybına sebep oluyor, sizi hasta ediyor. Hastalığı tedavi etmek için verdiğiniz bir ilaç sağlıklı hücreleri de yok ediyorsa ve bu etkiyi verilen her hastada meydana getiriyorsa, bu ilacın sağlığa faydalı bir ilaç olduğundan bahsedilebilir mi? Kemoterapi alan hastada bağışıklık sistemi diye bir şey kalmıyor, hasta her türlü hastalığa açık hale geliyor, hatta sık sık zatürre gibi enfeksiyonlara yakalanıyor ve bu enfeksiyonlar kimi zaman hastanın ölmesine sebep oluyor. Artık kemoterapilerin bilimsel anlamda sorgulanmasının vakti geldi de geçiyor. Biz doktorlara tıp fakültesinde hocalarımızın öğrettiği ilk kural şudur; hastanız için en az zarar verecek tedaviyi seçmelisiniz. İşte ben bu sebeple kanser hastalarına kemoterapi uygulanmasına karşı çıkıyorum. Sonra kanserde en önemli savunma mekanizması bağışıklık sistemiyse, bizim kanseri tedavi etmek amacıyla kemoterapi uygulayıp, bağışıklık sistemini çökertmemiz yanlış değil mi? Üstelik bir şey daha var; diyelim ki size kanser teşhisi konuldu, bu kanser hastası olduğunuz anlamına da gelmez.

- Anlayamadım...

Hangi hastalığa yakalanırsanız yakalanın, birtakım ortak hastalık belirtileri vardır. Ağrınız olabilir, ateşiniz olabilir, kilo kaybedebilirsiniz, mideniz bulanabilir, kusabilirsiniz, ishal ya da kabız olabilirsiniz... Diyelim ki sizde hiçbir belirti yok. Ama pankreasınızda bir kitle var. Bu sizin hasta olduğunuzu mu gösterir? Hayır, siz kanser hastası değilsiniz. Sadece size pankreasınızda bir kitle olduğu teşhisi konulmuş. Henüz bu kitle sizde bir hastalık yapmamış. İleride tabii ki hastalık yapabilir, ama şu anda bir hastalık gelişmemiş. Dolayısıyla öncelikle bir şey yapmadan bu kitlenin izlenmesi gerekir.

- İyi ama kanserden değil, geç kalmaktan korkun deniyor. Bu yüzden de 40 yaş üstü kadınlara her yıl mamografi çektirmeleri öneriliyor...

İşte benim de üzerinde durduğum konu bu. Diyelim ki memenizde bir kitle bulundu. Peki bu henüz gelişmemiş hastalık için size ne öneriliyor? Bağışıklık sisteminizi mahfedecek kemoterapi. Eğer kemoterapi alırsanız, sizde şu yan etkiler gelişecek; kilo kaybedeceksiniz, saçlarınız dökülecek, ki bu en basit yan etkisi kemoterapinin, sürekli mideniz bulanacak, kusacaksınız, bağışıklık sisteminiz baskılanacak ve tüm hastalıklara açık hale geleceksiniz. Yani, hasta olacaksınız. Sizi hasta eden bir tedaviye başlamış olacaksınız!

Üstelik kemoterapinin bu yan etkileri kemoterapi uygulanan bazı hastalarda değil, bütün hastalarda meydana geliyor. Yani bu etkiler yan etki değil, kemoterapinin direkt etkileri. Hastalığı tedavi etmek için verdiğiniz bir ilaç sağlıklı hücreleri de yok ediyorsa ve bu etkiyi verilen her hastada meydana getiriyorsa, bu ilacın sağlığa faydalı bir ilaç olduğundan bahsedilebilir mi?

- Kemoterapi tedavisi uygulandıktan sonra sağlığına kavuşan pek çok hasta da var ama...

Tabii ki var... Her kanseri kendi içinde değerlendirmek gerekir. Tek tip bir kanserden bahsetmek mümkün değil. Hepsinde ayrı tedaviler ve ortalama yaşam süreleri mevcut. Ama ben pankreas kanserinden örnek vereyim; kemoterapi ve cerrahinin pankreas kanserindeki 5 yıllık hayatta kalma şansını artırdığına dair hiçbir tıbbi kanıt yok.

- Hastanın hayatta kalma şansını artırmayan ve bu kadar fazla yan etki yaratan bir tedavi neden uygulanıyor peki?

İzahı aslında son derece açık; kanser tedavisi, ilaç endüstrisinde en hızlı büyüyen pazar! Sadece 2006 yılında dünyada 37 milyar dolarlık kanser ilacı satıldı. Bu rakam da her sene katlanarak büyüyor. Dünyada kanser tedavisi üzerine sürdürülen çalışmaların çoğu ise kanser ilacı üreten ilaç firmaları tarafından finanse ediliyor. İlaç firmalarının tıbbi araştırmaları finanse etmeleri engellenmediği ve bağımsız bilimsel araştırmalar yapılmadığı sürece insanlar bu sıkıntıyı yaşamaya devam edecek.

Kanser teşhisi konulmuş olması hasta olduğunuz anlamına gelmez

- Sizin bitkisel tedaviyle iyileştirdiğiniz hastalarınız var mı?

Var tabii... Mesela en son 4 yaşında bir hasta getirdiler. Böbreküstü bezi tümörü var. Aynı zamanda akciğerde metastaz yapmış. Bana geldiğinde trombosit sayısı 22 bine düşmüştü. Çünkü kemoterapi yapmışlar. Biliyorsunuz trombositler kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerdir. Trombosit sayısının 22 bin olması, ciddi, ölümcül kanama tehlikesi var demektir. Bu yüzden tüm tedavi kesilmişti. Maalesef bana hastalar çoğunlukla böyle son aşamada geliyor. Bitkisel tedaviye başladık. Trombositleri 20 gün sonra 119 bine çıktı. Ve 30. günde çekilen tomografilerde bütün tümörlerin küçüldüğü görüldü.

- Şimdi nasıl?

Tedavi sürüyor. Henüz 40’ncı günde... Ama iyileşme başladı. Ben genelde böyle hastalarıma immünoterapi dediğim bağışıklık sistemi tedavisini uyguluyorum. Çünkü dünyada da bağışıklık sistemi tedavi edilen pek çok kanser hastasının iyileştiğini görüyoruz. Kanser tedavi edilebilen bir hastalıktır.

- Kemoterapiye gerek kalmadan mı?

Her hasta için değil tabii... Ama ben şunu söylüyorum, kemoterapinin gereksiz kullanılması cinayettir! Kemoterapi kullanılacak hasta çok doğru seçilmelidir. Yanlış kemoterapi uygulamaları insanları öldürüyor. Bugün dünyada bütün bilim adamları kemoterapiyi nasıl bırakırız diye çalışıyor. Kemoterapi uygulamadan da kanser hastalarını tedavi etmek mümkün. Hastaya her şeyden önce tedavi seçenek hakkı verilmeli ve doğrular anlatılmalıdır. Çünkü hasta geliyor diyor ki, “Benim hiçbir şeyim yoktu, chek-up’a gittim, karaciğerimde nodül görüldü, doktorum dedi ki ‘Kansersin! Hemen kemoterapiye başlayacaksın!’ ‘Başlamazsam ne olur?’ dedim. ‘Bu hastalıktan ölüm oranı şudur’ dedi. Kemoterapi yaptırmaya başladım, şimdi perişanım.”

İnsanlar zaten kemoterapiden dolayı ölüyor. Oysa kanser teşhisi konulması başka şey, kanser hastalığı başka şey. Tamam vücudunda bir nodül var. Ama ne oldu, sen hasta mısın? Bu nodül sana ne yaptı? Ateşin mi var, kilo kaybın mı var, ağrın mı var, sürekli miden mi bulanıyor? Hiçbir şeyin yok. Sapasağlamsın, sağlıklısın. O zaman niye kemoterapi veriyoruz bu insana? Kemoterapi ne yapacak ona? İyileştirecek mi? Tam tersine, bağışıklığını çökertecek. Onu enfeksiyonlara ve kanser hastalığına karşı açık hale getirecek.

Pankreas kanserine karşı zerdeçal tüketin

- Peki sizin pankreas kanseri için tedavi öneriniz nedir?

Dünyada pankreas kanserini tedavi edebilmek için pek çok araştırma yapılıyor. Bu çalışmalarda özellikle üzerinde durulan bitki zerdeçal. Amerika’nın en önemli kanser merkezi MD Anderson Kanser Merkezi’nde zerdeçalla ilgili pek çok çalışma yapıldı ve pankreas kanserinde tedavi edici etkisi olduğu gösterildi. Bir araştırma var. Son aşamadaki 25 pankreas kanseri hastasına hiç kemoterapi uygulanmamış, sadece ilaç halinde zerdeçal verilmiş. Bu gibi son döneme gelmiş vakalarda 12 aydan fazla hayatta kalma şansı maalesef yüzde 10’dur. Zerdeçal kullanan hastaların 25’i de 18 ay yaşamış.

- Sadece 6 ay mı daha fazla yaşamışlar?

Hayır, yanlış anlaşılmasın, hastalar yaşıyor, çalışma son bulmuş... Ve bu 25 hastanın birinde kanser tamamen iyileşmiş. Pankreas kanserinde tek bir hastanın tam şifa bulması mucize gibidir. Kemoterapide ise böyle bir sonuç yok. Hatta şunu söylemek mümkün, belki de bu 25 hastaya kemoterapi tedavisi uygulansaydı tümü hayatını kaybedecekti. Bu yüzden ben pankreasında tümör olanlara baharat olarak bol bol zerdeçal tüketmelerini öneriyorum. Fakat zerdeçalın gıda olarak alındığında bağırsaklardan emilimi çok düşüktür, tedavi amaçlı olarak zerdeçal kullanmak için mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bağışıklık sistemini desteklemek de hayati önem taşıyor. Bunun için propolis ve C vitamini tavsiye ediyorum... Tabii yine doktor kontrolünde.

Kemoterapi; kırk katır mı, kırk satır mı?

- Maalesef benim çok sevdiğim bir yakınımı da kemoterapinin yan etkileri bitirdi... O kadar çok acı çekiyordu ki, intihar etmekten söz ediyordu son günlerinde...

Çünkü hastalar iki seçenekle karşı karşıya bırakılıyor, kemoterapi mi, kanser mi? Kırk katır mı, kırk satır mı? Diyorsunuz ki, “Ya bu, ya bu!” Hasta ne yapsın? “Karaciğerinde kitle bulup, kansersin, öleceksin. Tek çaren bu!” diyorlar. Kemoterapiye başlıyor. O zamana kadar tertemiz, hiçbir şeyi yok. Kemoterapiyle birlikte kilo kaybı, mide bulantıları, kusmalar başlıyor, saçları dökülüyor. Hasta değilken hastalanıyor insan. Kemoterapi insanları yıkıyor, hasta ediyor... İşte ben bu yüzden kemoterapiye hayır diyorum.

- Kemoterapinin yan etkileri yüzünden hayatını kaybeden hastaların oranı nedir peki?

Kesin bir rakam yok ancak azımsanmayacak kadar çok insan kemoterapi yüzünden ölüyor. Bir kere kemoterapi başlı başına ölümcül bir tedavi. Çünkü bütün kemoterapi ilaçları kanser yapıyor. Ve kemoterapiye bağlı lösemiler ve ikincil kanserler görülüyor. Bu bilinen bir gerçek. Sonra başarı oranlarına bakıyorsunuz, örneğin pankreas kanserinde kemoterapi ve cerrahinin hastanın ortalama ömrünü uzattığına dair hiçbir bilimsel bulgu yok. Peki niye yapıyoruz öyleyse? Zaten pankreas kanseri çok hızlı ilerleyen bir kanser! Sonra meme kanseri... 50 yaş üzerinde yapılan çalışmalarda gösterildi ki, kemoterapi ömrü sadece yılda yüzde 3 uzatıyor. Bir yılın yüzde 3’ü ne eder? 10-11 gün! Biz bunun için mi veriyoruz kemoterapiyi insanlara? Bir canlı yayında bizzat yaşanan bir vakayı anlatayım size. Hasta aradı, dedi ki, “Daha 42 yaşındayım. Samsun’da meme kanseri teşhisi koydular. Bir mememi ameliyatla aldılar. Kitle patolojiye gitti, iyi huylu çıktı!”

- Memesi alınmış ama kanser değilmiş!

Evet... Dahası var. Sonra İstanbul’a gelmiş hasta, başka bir doktora görünmüş, o da kemoterapi vermiş.

- Niye, kitle iyi huylu çıkmış?

Ben de aynı soruyu sordum. “Kanserden korumak için verdiler” dedi. Tam 6 kür! Düşünebiliyor musunuz? Kanserden korumak için kemoterapi!

- Bu söyledikleriniz onkologları ayağa kaldıracak...

Bakın bütün bunları belki gazetecilere söylemiyorlar ama pek çok doktor kendi arasında bunları konuşuyor. Amerika’da yapılmış bir araştırma var. Onkologlara sormuşlar, “Siz kanser olsanız kemoterapi yaptırır mısınız?” diye... Neredeyse tamamı “Hayır yaptırmam” diye yanıtlamış. Kaldı ki bilimsel çalışmalar da ortada...

(Mine Şenocaklı/Gazetevatan.com)

Kansere çare bulacak gladyatörler

Written By THA on Sunday, 24 February 2013 | 17:34

Kanser... İnsanlık yarım yüzyıldır bu hastalığa karşı topyekûn bir mücadele sürdürüyor.Ve teknolojideki ilerlemeyle birçoklarına göre şimdi bir dönüm noktasındayız. Kanser araştırmalarına her yıl milyarlarca dolar yatırılan ABD’deki son durumu ülkenin en iyi doktorlarıyla konuştuk.

Başlarken

1971’de Amerikan Kongresi o dönemki Başkan Richard Nixon’ın önayak olmasıyla toplanıyor. Ve çok kapsamlı bir kanun hazırlıyor: Ulusal Kanser Yasası. Amerikan Federal Hükümeti merkezi bir program başlatacak. Ve fonlanacak çalışmalarla da kansere çabucak bir çözüm bulunacak. Fazla değil. Beş yılda.
İşte o kanunun üzerinden tam 42 yıl geçtikten sonra Amerikalılar o kibirli hallerinden sıyrılıp şimdi her şeye bambaşka bir perspektifle bakıyor. Ve teknolojideki hızlı gelişimin de etkisiyle, gen mühendisliğinden çokdisiplinli organizasyona ve hedefli terapi denilen yeni tedavi şekillerine... Kanserle mücadelede tarihi bir dönüşüm yaşıyorlar.
Eğer bu 40 küsur yıl önce denildiği gibi bir savaşsa... Bu savaşın en güçlü askerleri kimler?... Nasıl savaşıyorlar?... Bazen koşarak, bazen emekleyerek hangi cephede nasıl ilerliyorlar?... İşte bugünden başlayıp bir hafta boyunca size kanserle mücadeledeki değişimi aktaracağım.

EN İYİ HASTANELERDEN EN İYİ UZMANLAR

Bu yazı dizisinin üç temel amacı var: Kanser hastalarına ve ailelerine bilgi vermek... Her ne kadar birçoğunu yakından takip ediyor olsalar da Türkiye’de kanser konusunda çalışan kurumlara yerinden örnekler sunmak... Ve kanserden korunmanın yollarını öğrenmek isteyenlere de neler yapmaları gerektiğini göstermek.
Araştırma sırasında ABD’nin en önemli hastaneleri sıralamasını yapan U.S.News’in verilerini dikkate aldım. Ve bir numaralı kanser hastanesi MD Anderson, iki numaralı Memorial Sloan-Kettering, üç numaralı Johns Hopkins ve altı numaralı Cleveland Clinic’le konuştum. Kanserle mücadeleyi Baltimore, Houston, New York ve Cleveland, dört farklı eyaletteki dört ayrı kentte izledim... Ve bu hastanelerde kendi alanlarının en iyisi 30’a yakın doktor ve yöneticiyle görüştüm...
Hastanelerle konuşarak, 100’den fazla kanser türü arasında hem yaygınlık hem de o alanda kaydedilen ilerlemeleri dikkate alarak 8 ayrı kanser tipi belirledik: Deri, meme, prostat, pankreas, rahim ağzı, akciğer, kolon-rektum kanserleri ve lösemi. Ancak spesifik olarak bu kanser türlerinde uygulanan yeni tedavi yöntemlerinin yanı sıra, bunun kansere karşı verilen savaş açısından da ne anlama geldiğini irdelemeye çalıştım. “Kanserdeki tarihi dönüşüm” ifadesinin altını dolduracak şeyler aradım.

Hastalara umut veren en kritik beş alan

1 Hedefli terapi: Önce kanserli tümörün genetik yapısı inceleniyor. Ve mutasyona uğradığı tespit edilmiş gene yönelik bir ilaç kullanılıyor. Bu yöntem kemoterapiden farklı olarak sadece hedeflenen moleküle etki ettiğinden sağlıklı hücrelere de zarar vermiyor.
2 Çokdisiplinli yaklaşım: Artık bütün üst düzey hastaneler çokdisiplinli çalışıyor. Buna patolog, radyolog, gen mühendisi, çoğu zaman kardiyolog da dahil. Böylece tedavi baştan kolektif yürüyor.
3 Uzmanlaşma: MD Anderson’da Dr. Garcia-Manero “Avantajımız sadece tek bir konuya odaklanmak. Her gün aynı hareketleri tekrar edip mükemmelleşiyoruz” diyor. Löseminin 50’den fazla alt türü var. Garcia-Manero sadece AML ve MDS çalışıyor. Örneğin sadece rektum ameliyatı yapan bir cerrah, “20 yıldır safrakesesine elimi sürmedim” dedi.
4 Klinik deney: Klinik deney, işin en kritik bölümlerinden. MD Anderson meme kanseri bölümünün direktörü Dr. Banu Arun vurguladı
bu farkı: “Burada hastalar çok açık ve tedavilerdeki başarı oranı çok yüksek.” Her bölüm, özellikle hedefli ajan denilen kemoterapi dışı ilaçların olduğu alanda yılda 10-20 klinik deney yürütüyor.
5Aşılar: Bazen rahim ağzı kanserine karşı kanser belirtisi daha hiç yokken yapılan HPV aşısındaki gibi önleyici... Bazen de hastalığın tekrarlamasını önlemek için tamamlayıcı. Eğer sadece bağışıklık sistemi zayıflar kansere yakalanıyorsa, aşı meselesi diğer bütün unsurların önüne geçer.

NİHAİ ÇÖZÜMÜ DOKTORLAR BULACAK

Cleveland Clinic’te Dr. Eric Klein (yanda) ile prostatı konuşuyoruz. Fotoğraf çekimine geldi sıra. Laboratuvarda iki büyük ameliyathane lambası duruyor. Dr. Klein’a “Işıkları tutabilir misiniz” dedim. “Bir gladyatörün kalkanı gibi”. Düşündü ve “İyi fikirmiş” deyip bir gladyatör pozu verdi.
Bugün meme ve prostat gibi kanser türlerinde ölüm oranı yüzde 5’e düştü. Bu durum yakında pankreas gibi türlerde de yaşanacak. Ve bunu da Houston’dan Cleveland’a konuştuğum doktorlar başaracak. Klein’ın pozundaki gibi. Kansere darbeyi bu gladyatörler indirecek.

Ölümlerde sigaranın payı yüzde 22

Dünyada kanser ölümlerinin yüzde 22’si sigara kullanımından.
Her 5 kanser vakasından birinin sebebi, rahim ağzı kanseri ile HPV arasındaki ilişki gibi bir virüs.
Türkiye’de kanser vakası sayısı yılda 200 bini geçmiş durumda.

Geleceğin tedavisi hedefli terapi olacak

Geçen yıl 115 bin kanser hastasının tedavi gördüğü Houston’daki MD Anderson, klinik deneylere katılan 11 bin hastasıyla da ABD’nin en büyük kanser araştırma kuruluşu. Hastanenin başkanı Dr. Ronald DePinho kansere karşı savaşta gelinen aşamayı anlattı

Bugün dünyada kanser tedavisi ne durumda?
- Kanserle mücadelede tarihi bir dönüşüm var. Çünkü nanoteknolojiden genetik mühendisliğine büyük ilerleme sağlandı. 1990’lardaki Genom Projesi’nin ardından birkaç yüz dolarlık maliyetle birkaç saatte kanser tümörünün genlerinin sıralanması gibi...

Peki hangi alan nihai çözüme ulaşılmasında daha kritik?
- Bölümlere ayrılmış bir mücadele bu. Hedefli terapi, radyoterapi, bağışıklık sistemi bir arada. Ve de ölüm oranını aşağı çekmek istiyorsanız, öncelikle kanserin oluşmasını önleyeceksiniz.

Nasıl yapacağız bunu?
- Örneğin cilt kanseri için konuşursak... Birincisi, çocuğu güneşten koruyacaksın. Çocukluktaki güneş yanıklarının 30’lu, 40’lı, 50’li yaşlarda kansere sebep olduğunu biliyoruz. İkincisi de erken teşhis edeceksin. Herkes dermatoloğa gidemez. Teşhisi basitleştirerek, iPhone’larla, imaj tanıma uygulamalarıyla... Üçüncüsü, cilt kanserinde en büyük ilerleme hedefli terapide yaşanıyor. Şu anda MD Anderson’daki Dr. Andy Futreal’in keşfettiği BRAF mutasyonu, cilt kanserinde ilk kez hedefli terapi imkânı yarattı. Hastaların hayatta kalma süreleri arttı. Hedefli terapi kesinlikle geleceğin tedavisi.

Bu mücadeleye sağlanan kaynakların doğru ve verimli kullanıldığını düşünüyor musunuz?
- Şu anda kanser konusunda yaşanan dönüşüm, 1930 ve 1940’larda antibiyotiklerin geliştirilmesiyle tıbbın enfeksiyonla mücadelesinin değiştirmesine benziyor. Bir kesik oluştu diyelim. 70 yıl önce iki haftada bundan ölebilirdiniz. Ama şimdi bunu dert etmiyoruz bile. Çünkü antibiyotikler var. Ya da öncesinde hastalığı önleyen aşılar var. İşte kanserde de çok heyecan verici bir aşamadayız. Bu sorunu tarih kitaplarına gömebiliriz.

103 milyar dolarlık dev bir sektör

Madalyonun bir de öteki yüzü var tabii.... ABD’de kanser tedavisine yılda harcanan para 103 milyar doları buldu. 2020’de bunun 173 milyar dolara ulaşacağı hesaplanıyor. Kanserle mücadele eden kurumlar da devasa yapılara dönüşüyor. Bundan 40 yıl önce Houston’da ufak bir binayken, şehrin içinde başka bir şehre dönüşen... Havadan kurulan köprülerle onlarca binanın birbirine bağlı olduğu, hâlâ da büyümeye devam eden MD Anderson’da bunu çok kolay hissediyorsunuz. Tek bir örnek vereceğim. Rakamların büyüklüğü nedeniyle sektör artık o kadar iç içe geçmiş ki... Örneğin Memorial Sloan-Kettering’in başkanı Craig Thompson, aynı zamanda en büyük kanser ilacı üreticilerinden Merck’ün de yönetim kurulu üyesi. Bu açıdan çoktan belgesellik olmuşlar aslında. Ama bir yandan o kadar önemli de bir iş yapıyorlar ki... Belki de o yüzden kimse toz kondurmak istemiyor.

Kanser dizisi: Pazartesi: Cilt kanseri - Salı: Meme - Çarşamba: Pankreas ve akciğer - Perşembe: Lösemi - Cuma: Prostat - Cumartesi: Rahim ağzı ve kolon-rektum (Hürriyet)

Kemoterapi tarih oluyor

Written By THA on Thursday, 5 April 2012 | 01:20

Pfizer firması kanser hastaları için 'kişiye özel' ilaç üretti.

İlacın tek eksik yönü, yalnızca hiç sigara içmemiş veya çok az içip bırakmış kişillerin tedavisinde kullanılabilecek olması.

Konuyla ilgili açıklama yapan, Pfizer Global Araştırma ve Geliştirme Diagnostik Birimi Başkanı ve İdari Direktörü Dr. Hakan Şakül, üretilen ilacın ABD, Hindistan, Kore, Japonya ve İsrail'de kullanıldığını, Türkiye'de ise ruhsat almak için önümüzdeki günlerde başvurularını yapacaklarını bildirdi.

Şakül şunları söyledi:
"Kemoterapide verdiğiniz ilaç tüm vücuda hitap ediyor ve sorun olan hücrelere gitmek yerine tüm hücreleri etkiliyor. Bizim ürettiğimiz kişiye özel ilaç ise tüm hücreleri değil, sadece sorunlu hücrelere etki ettiği için çok daha az yan etkisi oluyor. Etkinliği ise artıyor. Tabii ki hiç yan etkisi yok diyemeyiz ama bu ilacın yan etkilerinin yok edilebilir olduğunu söyleyebilirim''

'KÜÇÜK BİR GRUP İÇİN'
İlacın, hiç sigara içmemiş veya çok az içip bıraktıktan sonra akciğer kanseri hastası olanların tedavisinde kullanıldığını belirten Şakül, ''Bu gruba geleneksel şekilde tedavi yapıldığı takdirde, tedaviye yanıt verme oranı yaklaşık yüzde 10 iken, bizim yaptığımız birinci ve ikinci fazdaki araştırma sonuçlarına yaklaşık yüzde 60-61 oranında yanıt verildi'' dedi.

İlacı kullanabilecek hasta sayısının tüm dünyada her yıl 40 bin civarında arttığını dile getiren Şakül, ''Aslında küçük bir gruptan bahsediyoruz ama ilacın bu küçük gruptaki etkinliğinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim'' diye konuştu.

Banka ve Kredi haberleri

Daha fazla haber