Güncel

Showing posts with label Diş. Show all posts
Showing posts with label Diş. Show all posts

Sağlık Bakanlığı'ndan yasak

Written By THA on Friday, 7 September 2012 | 23:40

Sağlık Bakanlığı, “daha parlak” bir gülümseme için kullanılan diş beyazlatıcıların satışına sınırlama getirdi.

Bilinçli kullanılmadığında dişlere zarar verebilen diş beyazlatıcılardan, binde birin üzerinde hidrojen peroksit içerenler özel kullanım amaçlı olacak ve piyasada satılamayacak.

sağlık bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkan Yardımcısı Ercan Şimşek, diş beyazlatma ürünleriyle ilgili piyasa gözetim ve denetimine ağırlık verdiklerini söyledi.

AB mevzuatına uyum için yapılan Kozmetik Yönetmeliği'ndeki değişiklikle belirli sınırlamalar ve şartlar dışında kozmetik ürünlerin içermemesi gereken maddeler listesi hazırlandığını belirten Şimşek, bu listenin 12. sırasında da hidrojen peroksit ve hidrojen peroksit açığa çıkaran diğer bileşikler bulunduğunu hatırlattı.

"VATANDAŞLAR DİKKATLİ OLMALI"

Bu yönetmelik çerçevesinde, diş beyazlatmada kullanılan hidrojen peroksit ve bunu açığa çıkaran madde içeren ürünlerle ilgili düzenlemeye gidildiğini bildiren Şimşek, şu bilgileri verdi:
“Son zamanlarda internet ve diğer kanallarda diş beyazlatma ürünlerinin reklamları yapılıyor. Diş sağlığının korunması için bu ürünler son derece dikkatli kullanılmalıdır. Hidrojen peroksitin diş beyazlatma amacıyla yüksek düzeyde kullanımı, ağız mukozası irritasyonuna, diş etinin zarar görmesine, dişlerde hassasiyete, dolgularda değişikliğe neden olabiliyor. Ayrıca diş kırıkları ve diş kayıplarına yol açabiliyor. Bu nedenle diş beyazlatıcılarla ilgili yeni bir sınıflandırmaya gittik.”

YENİ SINIFLANDIRMA

Şimşek, yüzde 6'ya kadar hidrojen peroksit içerenlerin genel kozmetik amaçlı, bu orandan daha fazla hidrojen peroksit bulunanların ise “Tıbbi cihaz” kabul edildiğini söyledi.

Sadece binde birin altında hidrojen peroksit içeren ürünlerin kişisel kullanım için piyasada satılabileceğini bildiren Şimşek, binde birle yüzde 6'ya kadar hidrojen peroksit içerenlerin ise özel kulanım amaçlı olarak ancak diş hekimlerine satılabileceğini açıkladı.

Söz konusu diş beyazlatıcıların ambalajları üzerinde, içerdikleri hidrojen peroksit veya bunu açığa çıkaran madde oranı gösterilecek. Ayrıca, “18 yaşın altındakilerde kullanılmamalıdır. İlk kullanımda diş hekimleri veya aynı güvenlik seviyesi sağlandığında diş hekimlerinin doğrudan gözetimi altındaki uzman kişilerce uygulanabilir. Daha sonra kullanım süresini tamamlamak için tüketici tarafından da uygulanabilir” uyarısı yer alacak.

"FİRMALARI RAHATLATACAK"

Bu ürünlerin kullanım ve satışına açıklık getiren düzenlemenin, sektördeki firmaları da rahatlatacağına işaret eden Şimşek, “Biz bakanlık olarak piyasa gözetim ve denetimlerimizi sürdüreceğiz. Ama vatandaşlarımız da piyasadan ürün satın alırken içeriğine iyi bakmalılar. Mevzuata aykırı oranda hidrojen peroksit içeren ürünleri piyasadan satın almamalılar” uyarısını dile getirdi.
Belirli bir oranın üzerinde hidrojen peroksit içeren ürünlerin diş hekimince ya da diş hekimi gözetiminde kullanılması gerektiğini vurgulayan Şimşek, bu ürünleri bilinçsiz kullananların sağlık sorunu yaşayabileceklerini belirtti.

Firmalar, satışını yaptıkları diş beyazlatma ürünlerinin iç ve dış ambalaj örnekleri ile Türkçe etiket bilgilerini 10 Ekim'e kadar sağlık bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na bildirecek. (AA)

Enerji içecekleri diş düşmanı!

Written By THA on Friday, 22 June 2012 | 00:16

Gençler arasında yaygın olarak tüketilen enerji içecekleri, onların diş sağlığı açısından büyük risk içeriyor.

ABD’de yapılan araştırmaya göre, bu içeceklerdeki yüksek kafein, şeker ve asit, sadece beş günde dişlerde onarılmaz hasarlara yol açarak sağlığı tehdit ediyor. (Milliyet)

Diş beyazlatırken macuna dikkat!

Written By THA on Tuesday, 8 May 2012 | 17:45

Evde bilinçsizce yapılan diş beyazlatma işlemi, dişlerin kaybedilmesine neden olabilir. Çünkü piyasada satılan pek çok ürün; dişleri çamaşır suyu mantığıyla, yani yakarak temizliyor. Bu da sağlıklı dişlere zarar veriyor.

Diş hekimleri; artık pek çok kişinin, diş taşlarını temizletmek yerine, dişlerini beyazlatmak için kendilerine geldiğini söylüyor. Peki beyazlatma işlemi, dişlerin sağlığını olumsuz etkiliyor mu? Tanfer Klinik'in direktörü diş doktoru Nihat Tanfer, diş beyazlatmayla ilgili soruları yanıtladı.

KAR BEYAZI SONUÇ BEKLEMEYİN
Dişler en fazla kaç ton beyazlatılabilir?

Sonuç her hastada farklıdır. Dişin doygunluk derecesine kadar beyazlatma yapmak gerekmektedir. Kar beyazı sonuçlar beklemek gerçekçi olmaz! Önemli olan; doğal ve temiz bir görüntünün oluşmasıdır.

Beyazlatma için kullanılan yöntemler dişleri yıpratmıyor mu?
Hastaların diş beyazlatma ürünlerini evde bilinçsizce kullanması; diş ve diş etine zarar verebilir, dişte duyarlılığa neden olabilir. Şu an piyasada satılan beyazlatma ürünlerinin birçoğu; dişlerimizi aynen çamaşır suyu mantığıyla yakarak beyazlatıyor. Bu ürünler zamanla sağlıklı dişlere zarar veriyor.

SUDAKİ FLOR DA ETKİLİ
Dişleri beyazlatan diş macunlarının içinde çamaşır suyu olduğu söylendi, hatta bu macunlar bazı ülkelerde yasaklandı...

Beyazlatıcı etkili diş macunlarının içeriğinde bulunan aşındırıcı maddeler, dişlerde tahribata neden olur. Bunun yerine hekim kontrolünde yapılan bir beyazlatma yöntemi tercih edilmelidir.

Sarı dişin daha sağlam olduğu doğru mu?
İnsanlarda diş renkleri de, tıpkı ten renkleri gibi farklılık gösterir. Bazı kişiler doğuştan şanslıdır ve beyaz diş rengine sahiptir. Bazen de genetik olarak daha koyu diş rengiyle doğarız. Buna annemizin hamileyken kullandığı veya çocukken bizim kullandığımız bazı antibiyotikler ya da içtiğimiz sulardaki flor yoğunluğu neden olabilir. Bu nedenle dişin sağlıklı olup olmadığına, rengine bakarak karar vermek yanlıştır.

BU İŞLEM 20 YAŞINDAN ÖNCE YAPILMAMALI !
Beyazlatmayı, yarattığı yan etkiler ve kalıcı bir çözüm olamaması nedeniyle hastalarımıza önermiyoruz. Ancak kısa süreli yani üç veya dört günlük beyazlatmalar yapılabilir. Bir nişan, düğün veya bir toplantı öncesinde beyazlatma uygulaması yapılıp fotoğraflarda hoş bir görüntü sağlanabilir.

Muayenehanelerde kullandığımız bazı beyazlatıcı maddelerin dişlere zarar vermediği kanıtlanmıştır. Ancak diş beyazlatmasında kullanılan lazer gibi kuvvetli ışık kaynakları, dişin öz kısmına zarar verebilir.

Beyazlatma işleminin yapılabilmesi için diş özü odalarının geniş olmaması gerekiyor. Bu işlemin 20-25 yaşından önce yapılmaması da çok önemli. Ayrıca uygulama öncesinde diş üzerindeki hassas bölgeler dolgularla kapatılmalı.

AĞIZ GARGARASI DİŞLERİ SARARTABİLİR!
Ağız gargarası kullanmak dişleri sarartır mı?

Ağız gargaralarının diş beyazlatma üzerinde bir etkisi yoktur! Diş etlerini daha sağlıklı hale getirmek için tercih edilmelidir. Ancak uzun süreli kullanımları dişleri sarartabilir. Bu nedenle özellikle hekiminiz önermediği sürece, ağız gargaralarının kullanılmasına hiç gerek yoktur.

BEYAZLATICI ETKİLİ MACUNLAR ZARARLI
Diş macunları diş sağlığında gerçekten etkili oluyor mu sizce?

Diş temizliğinin sağlanmasında; diş macunundan çok, diş fırçası ve fırçalama teknikleri etkilidir. Doğru bir fırçayla, doğru bir fırçalama tekniğiyle, istenilen diş temizliği sağlanabilir. Hekiminiz özel bir diş macunu önermediği sürece, herhangi bir diş macununu kullanabilirsiniz. Beyazlatma etkisi gösteren diş macunlarını ise aşındırıcı etkisi olduğu için çok fazla tavsiye etmiyoruz.

Beyaz renkte diş macunu kullanmak doğru mu?
Diş macunlarının renginin, diş sağlığında pek bir önemi yoktur!

ÇOK KOYU DİŞLERDE PORSELEN KRONLAR
Dişin beyazlığını korumak için kaplama yapılmasını tavsiye eder misiniz?

Porselen kronlar, şekil bozukluğunun tedavisinde kullanılırlar. Ancak çok koyu diş renklenmelerinde, dişlerde yapısal ya da şekil bozukluğunun olmadığı durumlarda da, koyu rengi kapatmak amacıyla kullanılabilir. 'Diş beyazlatma mı, yoksa porselen kronlar mı?' diye kararsız kalındığı noktada; işlemin kalıcılığına bakılabilir. Diş beyazlatmanın etkisi en fazla dört yıldır. Porselen kronlu dişler ise çok daha uzun yıllar kullanılırlar. Zaten porselen dişlerin rengi değişmez. Sadece zaman içinde dokuyla uyumları bozulabileceğinden değiştirilebilirler. (Sabah)

5 günde dişi çürütüyor

Written By THA on Friday, 4 May 2012 | 14:06

Özellikle genç kuşak arasında enerji içeceklerinin tüketimi her geçen gün artıyor. Ancak bilim adamları gençleri uyardı; dişlerini seven içmesin.

Academy Of General Dentistry isimli tıp dergisinde yayınlanan makaleye göre gençler arasında yayılan enerji ve spor içecekleri gençlerin hem okula hem de eğlenmeye enerjilerinin kalmasını sağlıyor.

Ancak diş hekimleri bu alışkanlığın dişlerde yarattığı geri dönüşü olmayan tehlikeye dikkat çekiyor. Yüksek asit içeren bu içecekler diş minesinş aşındırıyor, parlaklığını söndürüyor.

Hatta bu bazı gençlerde o kadar hızlı oluyor ki 5. günde dişlerde aşınma başlıyor. Araştırma sonucunda enerji içeceklerinin spor içeceklerinden daha da zararlı olduğu ortaya çıktı. (Hürriyet)

Diş röntgenine dikkat

Written By THA on Tuesday, 10 April 2012 | 15:17

Yılda en az bir kez diş röntgeni çektirenlerde iyi huylu beyin tümörü ihtimalinin neredeyse üç kat arttığı bildirildi.

Sonuçları Cancer dergisinde yayımlanan, yaklaşık 3000 kişinin katıldığı ve Yale üniversitesi bilim adamlarının, Elizabeth Claus başkanlığında yürüttüğü araştırmaya göre, her yıl bir veya daha fazla diş röntgeni çektirmek 10 yaş altı çocuklarda ise menenjiom ihtimalini beş kat artırıyor.

Bilim adamları, gelişmiş ülkelerde diş röntgenlerinin, sıklıkla çekiliyor olması nedeniyle insanlar için önemli bir radyasyon kaynağı oluşturduğuna dikkati çekti.

Menenjiomlar çoğu zaman masum tümörler de olsa beynin farklı bölgelerine baskı yaparak, hastanın yaşamını olumsuz etkiliyor, ameliyatla alınmaları gerekebiliyor. (aa)

'Kadınlar diş temizliğine daha fazla önem veriyor'

Written By THA on Sunday, 1 April 2012 | 22:45

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim dalı tarafından yapılan araştırmada, kadınların diş sağlığına daha fazla özen gösterdiği belirlendi.

KTÜ Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Topbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'öğrencilerin ağız ve diş sağlığı ile ilgili bilgi, tutum ve davranışları' konulu bir araştırma yaptıklarını belirtti.

Araştırmanın, 951 öğrenci ile yüz yüze anket yöntemiyle yapıldığını ifade eden Topbaş, şunları söyledi:

''Araştırmada diş temizliğinde en çok kullanılan yöntemin kadınlarda yüzde 96.8, erkeklerde yüzde 93.2 ile diş fırçalama olduğu belirlendi. Kadınların yüzde 87.3'ü, erkeklerin yüzde 58.6'sı günde iki kez ve üstü diş fırçalamaktadır. Diş fırçalamayanlar ise yüzde 0.7 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların yüzde 25.1'i diş fırçalarını 3 ayda bir değiştirmektedir. Diş ipi kullanım sıklığı kadınlarda yüksek çıkmıştır.''

Öğrencilerin yüzde 48.8'inin dişlerinde problem olduğunu düşündüğünü kaydeden Prof.Dr. Topbaş, şu bilgiyi verdi:

''Bunların yüzde 16.7'si yılda bir diş kontrolüne gitmektedir. Katılımcıların yüzde 14.5'i düzenli diş kontrolü yaptırmakta, bunların da yüzde 34.7'si 6 ayda bir kontrole gitmektedir. Ayrıca düzenli diş kontrolüne gitmede yine kadınlarda oran daha yüksek. Gerek diş ipi kullanımı, gerek düzenli diş kontrolüne gitme oranları, kadınların ağız diş sağlığına erkeklere göre daha çok önem verdiğinin göstergesidir.''

Prof. Dr. Murat Topbaş, ağız ve diş sağlığını korumada önemli yer tutan diş fırçalama oranlarının yüksek olmasının yüz güldürücü olduğunu belirterek, ''Anne-baba eğitim düzeyi arttıkça diş sağlığına verilen önemin de artması, aile eğitiminin ağız ve diş sağlığını geliştirmedeki yerini göstermektedir'' diye konuştu. (aa)

Çürükle savaş klavuzu

Written By THA on Thursday, 29 March 2012 | 00:14

Sağlık Bakanlığı, diş çürüklerinin azaltılması için florür uygulamaları ile ilgili kılavuz hazırladı.

Sağlık Bakanlığı'nca diş çürüklerinin önlenmesi için hazırlanan kılavuza göre, içme suları yetersiz bölgelerde florür içeren diş macunu, gargara ya da jel kullanılmalı.

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, ''Koruyucu Diş Hekimliğinde Yerel Florür Uygulamaları Kılavuzu'' hazırlandı.

Ülke genelinde uygulamada birliğin sağlanması amacıyla hazırlanan kılavuza göre, florür desteği içeren koruyucu uygulamalar çürük oluşumunun önlenmesinde son derece etkili. En çok kemik ve diş gibi sert dokularda biriken, sistemik yollarla da alınabilen florürlerin asıl etkisi yerel uygulamalarla oluşuyor.

Florürler, dişte kaliteli bir mine oluşumuna katkıda bulunuyor ve bu tabakanın çözünürlüğünü azaltıyor, zararlı asitleri durduruyor.

Yerel florür uygulamalarının etkisi, bireyin taşıdığı riske, ürünün içeriğine, uygulama yöntemi, süresi ve sıklığına göre farklılık gösteriyor.

Doğal yollarla florür alınmaması ya da yetersiz alınması, çürük oluşumunu hızlandırdığı vurgulanan kılavuzda, diş çürüklerinin önlenmesi için içme sularıyla yeterli miktarda alınamayan florürün dışarıdan kullanılan preparatlar yoluyla alınması öneriliyor.

FLORÜRLÜ GARGARA EN GÜVENLİ KORUMA SAĞLAR
Kılavuzda yer alan bilgilere göre, bireysel kullanıma uygun bulunanlar olduğu gibi bazı preparatların diş hekimi tarafından uygulanması gerekiyor. Florürlü diş macunları, gargaralar ya da diş fırçasıyla uygulananlar, bireysel kullanıma uygun preparat olarak belirtiliyor.

Ancak diş minesine zarar verebileceği için 3 yaşından küçük çocuklarda florürlü diş macunu kullanılması önerilmiyor. 3-6 yaş arasındakilerde ise mercimek tanesi büyüklüğünde kullanılması gerekiyor.

Kılavuzda, florürlü gargaralar ise diş çürüğünden korunmada en güvenli ve etkili yöntemlerden biri olarak gösteriliyor.

Haftada bir kez uygulanması önerilen ve kesinlikle yutulmaması gerektiğine dikkat çekilen gargaraların, diş çürüğü oluşumunu yüzde 30 oranında azalttığı belirtiliyor.

İçerik, konsantrasyon ve uygulama sıklığı bakımından diş macunlarından farklılık gösteren florür jeller ise orta ve yüksek risk grubundaki ilköğretim çağındaki çocuklar veya yetişkinler için öneriliyor.

Kuru diş fırçasına mercimek tanesi büyüklüğünde konularak 2 dakika süreyle uygulanması tavsiye edilen florürün yutulmaması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Kılavuza göre, yılda 2-4 kez düşük-orta ve yüksek risk grubundaki çocuklar için önerilen, diş hekimleri tarafından uygulanan florür vernikler (cila) 6 yaş altındaki çocuklarda da güvenli.

Çürük oluşumunu yüzde 30-40 oranında azaltan bu preparatlar, diş yüzeyine sürüldüğünde tükürükle temas ederek kısa sürede sertleştiği için risk oluşturmuyor.

Kılavuzda, orta ve yüksek çürük riski taşıyan çocuklar için ise diş hekimi tarafından florür jeller/köpükler uygulanması öneriliyor.

6 yaş altındakilere önerilmeyen bu preparatların ancak kliniklerde diş hekimlerince uygulanabileceğine dikkat çekiliyor.

AKIL VE DİŞ BAKIMI BİLİNCİ OLUŞMALI
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Murat Türkyılmaz, ağız ve diş sağlığının, yaşam kalitesinin devamı için gerekli olduğunu, buna rağmen diş eti hastalıklarının dünyada yaygın durumda bulunduğunu söyledi.

Koruyucu tedbirlerin alınması halinde ağız ve diş eti hastalıklarının önlenebildiğini anlatan Türkyılmaz, ''Bu hastalıklardan korunmada, ağız diş sağlığı hizmetlerinin etkili kullanımı, koruyucu programların uygulanması, kişisel ağız ve diş sağlığı bakımı, florürlü diş macunları ile ağız çalkalama suyu, cila ve jel gibi preparatların kullanımı önemli bir yer tutuyor'' diye konuştu.

''Koruyucu Diş Hekimliğinde Yerel Florür Uygulamaları Kılavuzu''nun uygulamada birliğin sağlanması amacıyla hazırlandığını bildiren Türkyılmaz, diş ve diş eti hastalıklarından korunmak için şu önerileri dile getirdi:

-Kişisel ağız ve diş bakımı bilinci çok önemlidir. Dişler günde iki defa, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce florürlü diş macunu ile fırçalanmalıdır.

-Diş fırçasıyla yeterince temizlenemeyen diş aralarının temizliği için diş ipi kullanılmalıdır.

-6 ayda bir diş hekimine düzenli kontrol yaptırılmalıdır. Diş hekimleri hem kişisel çürük yatkınlığımıza göre nasıl bir koruyucu program uygulanması gerektiğini belirler hem de erken teşhis ile birçok diş ve diş eti hastalığını ilerlemeden tedavi edebilirler.

-Bireysel çürük yatkınlığına göre uygulanabilecek florürlü cila, ağız çalkalama suyu ya da jel koruyucu olabilir.'' (aa) Ağız sağlığında doğru bilinen yanlışlar!

Diş hastalıkları kalbi tehdit ediyor

Written By THA on Tuesday, 27 March 2012 | 13:13

Medline Antalya Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mahir Avkaroğulları, diş sağlığı ve kalp sağlığı arasında hayati ilişki bulunduğunu belirtti.

Kalp hastalarında diş ve diş eti sağlığının öneminin son yıllarda daha çok anlaşıldığını kaydeden Medline Antalya Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mahir Avkaroğulları, "Günümüzde özellikle beklenmeyen zamanda ortaya çıkan ve tedavisinde zorluk gözlenen hastalarda diş sağlının bozuk olduğu dikkati çekmektedir. Dişler üzerinde yapılan işlemler sırasında kana karışan ağızdaki bakterilerin, kalp kapak hastalığı ve kalp hastalığı olan kişilerde ciddi enfeksiyon riskine sebep olduğu bilinmektedir.Yapılan birçok çalışma, diş eti hastalıkları ile kalp hastalıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur" dedi.

Diş eti iltihabı, diş kaybı ve diğer ağız ve diş hastalıklarının, koroner arter rahatsızlıkları, karotid arter de incelme, felç ve diğer tip kalp hastalıklarının artmasında ciddi risk faktörü oluşturduklarını belirten Dr. Avkaroğulları, "Ancak diş ve diş eti hastalıklarının kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi sigara, genetik duyarlılık, şeker hastalığı kadar ispatlanmış değildir. Amerika Kalp Birliği (AHA) toplantısında sunulan bir çalışmada, yılda bir ya da birden fazla dişlerini temizleten hastalarda kalp krizi riskinin yüzde 24, felç riskinin yüzde 13 azaldığı gösterilmiştir. Yine 2010 yılında British Medical Journal (BMJ) dergisinde yer alan bir çalışmada günde en az 2 kez diş fırçalamanın kalp ve damar hastalıklarını yüzde 70 azaltabileceği belirtilmiştir. The Journal of the American Geriatrics Society Dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre 3 veya daha fazla diş kökünde aktif çürük olan hastalarda kalp ritm bozuklukları (aritmiler) görülebildiği ve bu ritm bozukluklarının hafif olabildiği gibi hayatı tehdit eden boyutlarda da olabildiği yayınlanmıştır"

Ağız ve diş çevresindeki enfeksiyonların dolaşım sistemiyle tüm vücuda yayılıp kalp krizine ve felç gelişimine neden olabilen kronik iltihaplanmalara yol açabileceğinin düşünüldüğünü ifade eden Dr. Avkaroğulları, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'de yapılan bilimsel bir araştırmada halkımızın yüzde 47,11'inin son bir yılda diş hekimine gitmediği, hayatı boyunca hiç diş hekimine gitmeyen nüfus oranı ise yüzde 12,5 olduğu ortaya çıkmıştır. 12-13 yaşlarında her 100 çocuktan 81-84'ünün dişlerinde çürük bulunmaktadır. 30-34 yaş grubunda ise 100 kişiden çürüğü olmayan kişi sayısı yalnızca 3'tür. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde diş hekimlerine gitme sıklığı yılda 5 kez iken, ülkemizde 0.7'dir. Yıllık diş macunu kullanım oranı İngiltere'de 480 gram, İtalya'da 270 gram, İspanya'da 155 gram, Türkiye'de ise 87-90 gramdır. Ülkede kişi başına düşen diş fırçası kullanımı ise İngiltere'de 2,4, İsveç'te 2,5, Türkiye'de ise 2006 verilerine göre 0.71'dir."

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Medline Antalya Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mahir Avkaroğulları, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Florlu diş macunlarıyla dişlerimizi her gün iki kez fırçalamalıyız. Her 3-4 ayda bir diş fırçasını yenilemeliyiz. Diş aralarını her gün 1 kez diş ipi ile temizleyerek sağlıklı diş etlerine sahip olabiliriz. Düzenli fırçalama ve diş ipi kullanımı ile dişeti iltihabının önüne geçmeliyiz. Yılda iki kez diş hekimine giderek genel ağız muayenesi ve diş taşı temizliğini ihmal etmeyelim. Hekim, sizin fırçayla temizleyemediğiniz diş taşlarını temizleyerek sizi diş eti hastalıklarından koruyabilir. Sigarayı bırakalım, sigarayı bırakmak bizi kalp damar hastalıkları, diş eti problemleri ve ağız kanserlerinden korur. Özellikle akut eklem romatizması geçiren hastalar, yapay kalp kapakçığı taşıyan hastalar veya kalbinden operasyon geçirmiş hastalar, riskli hasta grupları olduğundan ağızda yapılacak işlemler öncesi hastanın antibiyotik koruması altında olması lazımdır. Hekimin verdiği ilaçları düzenli kullanalım.Diş fırçalarken veya sert bir besin yerken oluşan diş eti kanamaları hafife alınmamalıdır. Çoğu zaman hastalığın ilk belirtisi olan kanama için mutlaka bir diş hekimine muayene olunmalı."

Dişten de kök hücre yapılacak

Written By THA on Monday, 26 March 2012 | 22:55

İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Yalçın, kordon kanı gibi dişten elde edilen kök hücrenin de gelecekte bazı hastalıkların tedavisinde umut olabileceğini bildirdi.

Yalçın, yaptığı açıklamada, kordon kanından elde edilen kök hücreler gibi çürük olmayan süt dişi ve yirmi yaş dişlerinden de kök hücre elde edilebildiğini belirtti.

Dişten kök hücrenin, göbek kordon bağı ile aynı mantıkla üretildiğini ifade eden Yalçın, “İkisinin kaynak hücreleri farklı. Dolayısıyla ikisi de farklı amaçlar için kullanılacak. Dişten elde edilen kök hücrede şu anda pratikte bir yararı yok ama teknoloji geliştiği zaman kök hücreden organ ve deri oluşturulabilecek” dedi.

Çekilen dişi parçaladıklarını ve içindeki kök hücre vazifesi görecek canlı dokuyu bir sıvının içine koyarak, merkezi ABD'nin Miami kentinde bulunan doku bankasına gönderdiklerini anlatan Yalçın, “Doku bankası, bu hücreyi eksi 50-70 gibi düşük bir ısıda donduruyor. Kök hücre, ileride kullanılmak üzere özel koşullarda bozulmadan saklanıyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Yalçın, kök hücre tedavisinin şu anda tam oturmadığını ama 10-20 sene sonra tıbbın kullanımında olacağını vurgulayarak, dişten alınan kök hücrelerin de gelecekte başta dişsizlik olmak üzere kanser ve organ kaybı gibi birçok hastalığın tedavisinde umut olacağını söyledi.

Hastalandıktan sonra ağız içindeki dokuların pek işe yaramadığını, sağlıklı dokuların saklanması gerektiğini kaydeden Yalçın, dişten kök hücre üretimi ve saklanmasının maliyetli bir iş olduğunu kaydetti.

Yalçın, “Hücrenin çıkarılması, yurt dışına yollanması ayrı ücretlere tabi. Dişten kök hücre analizinin ücreti 1250 dolar, her yıl da 150 dolar aidat ödeniyor” dedi. (aa)

Dişteki sessiz düşman

Written By THA on Saturday, 24 March 2012 | 00:28

Çürüklerin ve dişeti hastalıklarının başlıca sebebi olan plak, yiyecek artıklarından ve bakterilerden oluşan, yapışkan ve renksiz bir bakteri tabakasıdır.

Bu plak tabakalarının diş üzerinde tutunması 24 saat alır, yani plaklar 24 saat temizlenmeyince diş taşına (tartar) dönüşür. Diş hekimi Kıvanç Cebesoy, dişinizdeki düşman bakteri plağından korunmanın yollarını anlatıyor.

AĞIZDAKİ BAKTERİ, DÜNYADAKİ İNSAN SAYISINDAN FAZLA
Bakteri plağının 1 milimetre küpünde 3 milyon bakteri yaşar. Bu da ağzınızdaki bakteri sayısının dünyadaki insan popülasyonundan fazla olması anlamına gelir.

PLAKTAN KURTULMAK İÇİN FIRÇALAMAK YETMEZ
Sadece diş fırçalamak, ağızdaki bakterilerden kurtulmaya yetmez, plak oluşumu diş fırçaladıktan hemen sonra başlar. Fırçalamak dişlerinizi temiz hissetmenizi sağlayabilir ancak kötü bakteriler, ağzınızın kalanında yaşamaya devam eder.

DİŞ FIRÇASI AĞZINIZIN SADECE YÜZDE 25’İNİ TEMİZLER
Dişler ağız yüzeyinin sadece yüzde 25’ini kapladığından, ne kadar iyi fırçalarsanız fırçalayın kalan yüzde 75’lik ağız yüzeyi fırça ve diş ipi ile yapılan temizlikten sınırlı fayda sağlar ve ulaşılamayan yüzeylerdeki bakteriler hızla çoğalarak dişlerin üzerine ve tüm ağıza yeniden yayılırlar. Bu nedenle, bakteri plağına karşı etkili ve sürekli kullanıma uygun bir ağız bakım ürünü ile ağzı çalkalamak, fırça ve diş ipinin ulaşamadığı yüzeylerin de temizlenmesini sağlar.

YATMADAN AĞIZ BAKIMINI İHMAL ETMEYİN

Uyduğunuzda ağzınız kuru olduğu için savunmasız kalır. Bu kuruluk, plak ve bakterilere çoğalma ortamı hazırlar. Yatmadan önce bakteri plağına karşı etkili bir ağız bakımı yapmak, gece boyu plak ve bakterilerden korur. (hurriyet)

Dişleri bile naklettiler

Written By THA on Wednesday, 21 March 2012 | 00:01

Gazi Üniversitesi'nde dünyanın en fantastik yüz nakillerinden biri gerçekleşti. Yalnızca cilt değil, öndeki altı diş bile yeni surata taşındı. Operasyon önce sanal ortamda sonra da ameliyathanede yapıldı.

Türkiye'de kadın hastaya yapılan üç boyutlu nakil, teknik olarak büyük önem taşıyor.

Yüz nakillerinin en zoru olarak kabul edilen bu ameliyat tekniği, bilim kurgu filminden çıkmış gibi...

Dişleri bile nakledildi

Hatice Nergis'in yeni yüzünün dünyadaki en iyi örnek olması bekleniyor. Çünkü 11 saat süren operasyonda yalnızca deri nakledilmedi. Kemikler, kıkırdaklar, üst dudak hatta ağız içi derisinin de nakli yapıldı. Operasyonun başkanlığını yürüten Doç. Dr. Selahattin Özmen ön altı dişe kadar nakil yaptıklarını açıkladı.

Risk daha düşük

Naklin üç boyutlu yapılması yüzün reddetme riskini artırmıyor. Kıkırdak, doku, mukoza ve dişler ayrı ayrı reddedilme riski taşımıyor. Burun ve çene kemikleri deri ile birlikte nakledildiği için uyum daha kolay olabiliyor. Ayrıca hastanın vücudu yeni yüzünü reddetse bile tek risk eski görüntüsüne geri dönmesi oluyor.
HASTA ÇOK İYİ SEÇİLDİ

Başka şansı yoktu

Diğer iki yüz nakli yanık yüze uygulanmıştı. Hatice Nergis'in yüzü ise, silahla yaralandığından onarılma imkânı hiç bulunmuyordu. Bu hastalar ancak maske ile dolaşabildikleri için yüz nakli konusunda en iyi aday olarak gösteriliyorlar. Çünkü tek umudu yüz nakli oluyor.

Legolar yerine oturdu

Hatice Nergis'e uygulanan yüz naklini tıp dünyası "legoların yerine oturması" diye açıklıyor. Gazi Üniversitesi bu tekniği anlatabilmek için özel bir grafik simülasyonu hazırlıyor. Doç. Dr. Selahattin Özmen, bu operasyona çizimlerle uzun süre hazırlandıklarını söyledi.

Biri sarışın, biri esmer olabilir

Moldova uyruklu Olga Aygün'ün sarışın, yüz nakledilen Hatice Nergis'in ise esmer olması naklin ardından görüntü olarak büyük sorun oluşturmayacak. Sağlık Bakanlığı'nın genelgesi iki dereceye kadar cilt rengi ayrımına izin veriyor. Cilt renkleri plastik cerrahiye göre altıya ayrılıyor. Türklerin cilt rengi 2 ile 4 arasında değişiyor. Olga ile Hatice'nin cildi arasındaki iki derecelik renk farkı nakilden sonra anlaşılmayacak.

Dikişler gülme çizgisinde gizlenecek

Yarım yüz nakli yapılmasına karşın operasyon tamamlandıktan sonra hasta yüzünde büyük dikiş izleri taşımayacak. Yarım yüz nakillerinde gülme çizgilerine denk getirildiği için dikiş deformasyonu engellenebiliyor.

Tıpa tıp benzeyecek

Üç boyutlu ameliyat tekniği en zor yüz nakli olarak kabul ediliyor ancak sonucu en iyi yöntem oluyor. Vericinin yüzü bir bütün olarak alındığı için alıcının yüzünün alt kısmı tamamen o kişiye benzeyecek.
Önce sanal nakil yapıldı

Hatice Nergis'in yüzü önce üç boyutlu tomografi ile modelleme yapılarak bilgisayarda ameliyat edildi. Hangi kemiğin kaç derecelik açı ile nereden kesileceğine haftalar öncesinden karar verildi. Böylece doktorlar nakile başladıklarında önceden çalıştıkları için çok daha hızlı hareket edebildiler. Nakil önce sanal ortamda sonra da ameliyat masasında gerçekleşti.

Doktorlar üç boyutlu düşündü

Nakil ekibinin operasyon sırasında üç boyutlu düşünmesi gerekti. Ameliyatın hızla yapılması gerektiği için maske hazırlanamıyor ancak doktorlar maske varmış gibi kemikleri bire bir oturtmak zorunda kaldılar.

Olga'ya maske takıldı

Vericinin yüzü tamamen alındığı için ona bir maske hazırlandı. Silikondan yapılan maske ile donörün ailesinin psikolojik olarak rahatlaması sağlandı.

YÜZÜ GÜZEL OLACAK

Gözünü ressam yapacak
Yarım yüz naklinin ardından Hatice Nergis'e sol gözüne protez takılacak. Eskiden cam göz adı verilen protez gözler fırça ile aslına uygun olarak ressamlar tarafından hazırlanıyor. Göz doktorları tarafından takılıyor. Diğer gözün göz hareketlerinin aynısını yapabildiği için dışarıdan bakıldığında kesinlikle takma olduğu anlaşılmıyor.

HOCALARI AYNI

Türkiye'de arka arkaya gerçekleşen yüz nakillerini yapan doktorların üçü de aynı klinikte yetişti.

Akdeniz Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ömer Özkan, Hacettepe'den Prof. Dr. Serdar Nafiz Nasır ve son nakli yapan Doç. Dr. Selahattin Özmen Amerika'daki Clevland Üniversitesi'nde yüz naklinin duayeni sayılan Dr. Maria Siemionow'un öğrencileri oldu. Üç boyutlu yüz naklini daha önce gerçekleştiren Siemionow 1995 yılından beri her yıl bir Türk doktoru asistanı olarak kabul ediyor. Siemionow Türk hekimlerini çok çalışkan ve yetenekli olduğu için özellikle tercih ettiğini söylüyor.

HASTANIN SON DURUMU

Üçüncü yüz nakli yapılan hastanın yürütüldüğü, yüzü ile nakledilen dokunun renk uyumunun iyiye gittiği bildirildi.

Geceyi rahat geçiren hastanın düne oranla yoğun bakım ünitesi içinde daha kolay ve istekli hareket ettiği belirtilerek, "Yüzündeki şişlikler inmeye başlamış, nakledilen doku ile hastamızın yüz renk uyumunun da oldukça iyiye gittiği görülmüştür" denildi. (cnnturk)

Ağız sağlığında doğru bilinen yanlışlar!

Written By THA on Sunday, 18 March 2012 | 23:39

Ağız sağlığı genel sağlığın aynasıdır.

Dişler ne kadar sağlıklı ve sağlam olursa olsun, dişleri destekleyen diş etleri ve kemiğin de aynı düzeyde sağlıklı olması gerekir. Ancak, ağız bakımı ve sağlığında “doğru sanılan” öyle çok “yanlış” var ki! Ağız sağlığı için “yanlış” bazı inanışlar ve yöntemlerle vakit kaybetmeyin. Diş hekimi Göknur Gözen Halfon, bu konuda bazı başlıklara dikkat çekiyor:

• İyi bir ağız bakımı için dişleri düzenli olarak fırçalamak yeterlidir. (YANLIŞ)

Sadece fırçalamak yetmez. Dişler ağız yüzeyinin sadece yüzde 25’ini kapladığından, kalan yüzde 75’lik ağız yüzeyi fırça ve diş ipi ile yapılan temizlikten sınırlı fayda sağlar ve ulaşılamayan yüzeylerdeki bakteriler hızla çoğalarak dişlerin üzerine ve tüm ağıza yeniden yayılırlar. Bakteri plağına karşı etkili ve sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası, fırça ve diş ipi, günlük etkin bir ağız temizliği sağlar.

• Dişler, yatay yönde (ileri geri) fırçalandığında daha temiz olur. (YANLIŞ)

Dişetinden dişe doğru, her dişi 8 kez süpürecek şekilde dişleri fırçalamak tavsiye edilen yöntemdir. Dişlerin her yüzeyini, dil ve damak yüzeyi, yanak yüzeyi ve çiğneyici yüzeyi 8er kez süpürülmelidir, ara yüzler diş ipi ile temizlenmelidir. Dişlerin günde 2 kez 3 dakika fırçalanması gereklidir. Dişler, sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce üçer dakika fırçalanmalıdır.

• Ağız kokusu herkeste olur ve geçmez.( YANLIŞ)

Çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre, kötü kokunun başlıca nedenleri; sindirim sistemi rahatsızları ve ağız – diş rahatsızlıklarıdır. Sindirim sistemi rahatsızlıkları için doktora gidilmelidir. Ağız ve diş rahatsızlıklarının nedeni çürük diş ve diş eti enfeksiyonudur. Bunlar için en kısa zamanda hem bir diş hekimine gidilmeli, hem de diş fırçası, diş ipi ve bakteri plağına karşı etkili, sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası ile etkin bir ağız bakımı alışkanlık haline getirilmelidir.

• Diş etleri kanıyorsa fırçalamayı kesmek gerekir. (YANLIŞ)

Aksine bir diş hekimine gidene kadar, fırçalama süresini uzatıp, diş ipi kullanıp, antibakteriyel bir ağız gargarası ile ağız bakımınızı etkin bir şekilde yapmayı alışkanlık haline getirmeniz tavsiye ediliyor.

• Tüm dişeti sorunlarının kesin çözümü cerrahi tedavidir (YANLIŞ)

Tüm dişeti sorunlarının çözümlenmesinde iyi ve etkin bir ağız hijyeninin sağlanması vazgeçilmez bir kuraldır. En gelişmiş tedavi yöntemleri bile kullanılsa, bireyler ağız hijyenine gereken önemi göstermezler ise tedaviden bir sonuç alınamayabilir.

• Protezi temizleyip geri takmak ağız bakımı için yeterlidir. (YANLIŞ)

Hayır, ağzın tamamı da etkin bir şekilde temizlenmelidir. Varsa dişleri fırçalamak ve sonrasında ağız boşluğunun hijyeni için bakteri plağına ekili ve sürekli kullanıma uygun bir gargara kullanmalıdır.

• Diş eti yarıklarının olduğu bölgelere diş fırçası değdirilmez. (YANLIŞ)

Öncelikle o bölgede hiçbir besin artığının kalmadığına emin olunmalıdır. Dişetinde yarık olması diş eti hastalığının göstergesidir. Tedavi olmak için en kısa zamanda hem bir hekime başvurulmalıdır hem de etkin bir ağız bakımı alışkanlık haline getirilmelidir. Bunun için; diş fırçası kullanımı ve diş ipi kullanımı öğrenilerek düzene sokulduktan sonra bakteri plağına etkili bir ağız gargarası ile desteklemelidir.

• Her hamilelikte bir diş kaybedilir. (YANLIŞ)

Halk arasında yaygın olan, her hamilelikte diş kaybedildiği ve çocuğun dişten kalsiyum aldığı düşüncesi yanlıştır. Aslında ağız bakımı eksikliği ve hamilelerin %70inde görülen kusmalara bağlı olarak dişlerde çürük ve dişeti rahatsızlıkları ortaya çıkar. Uzun süreli kusmalarla midedeki asidin ağız boşluğuna gelmesi nedeniyle annenin dişlerinde çürükler ve dişeti enfeksiyonları başlar. Hamilelik esnasında, diş fırçalama, diş ipi ve 3 ayda bir hekim kontrolü tavsiye edilir. İlk ve üçüncü üç ayda acil olmayan diş tedavilerinden kaçınılmalıdır.

• Ortodontik tedavi sırasında dişler çürür. (YANLIŞ)

Ortodontik tedavi esnasında dişler üzerine yapıştırılan braketler daha fazla besin artığının dişlerin üzerine yapışmasını sağlar. Bu nedenle daha fazla ve daha özenli diş fırçalamak, ortodontik arayüz fırçaları kullanmak ve bakteri plağına etkili bir ağız gargarası ile ağız bakımının üçüncü adımını da tamamlamanız gerekmektedir. Kanama varsa mutlaka hekime başvurulmalı ve bu üçlü bakım sürecine bir an önce başlamalıdır. (milliyet)

Banka ve Kredi haberleri

Daha fazla haber